Sayfa 389 / 507
389
Yani; “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin, ben Senin âciz bir abdinim...”
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَاءً وَلِحَقِّهِ اَدَاءً بِعَدَدِ ثَوَابِ قِرَائَةِ حُرُوفِ الْقُرْآنِ فِى شَهْرِ رَمَضَانَ وَعَلٰى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ
﴿ سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ❀ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ ❀ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴾ آمِينَ ∗∗∗
İ'tizar: Şu ikinci kısım -kırk dakikada- sür'atle yazılmasından, ben ve müsvedde yazan kâtib ikimiz de hasta olduğumuzdan, elbette içinde müşevveşiyet ve kusur bulunacaktır. Nazar-ı müsâmaha ile bakmalarını ihvânlarımızdan bekleriz. Münâsib gördüklerini tashih edebilirler.
