haksızlara melce'dir ki, onlara nokta-i istinâd teşkil eder. Çünkü, garazkârâne tarafgirlik eden bir adama şeytan gelse, onun fikrine yardım edip tarafdârlık gösterse, o adam o şeytana rahmet okuyacak. Eğer mukâbil tarafa melek gibi bir adam gelse, ona –hâşâ! – lânet okuyacak derecede bir haksızlık gösterecek.
Üçüncü suâle deriz ki: Hak nâmına, hakikat hesabına olan tesâdüm-ü efkâr ise, maksadda ve esâsta ittifak ile beraber, vesâilde ihtilâf eder. Hakikatin her köşesini izhâr edip hakka ve hakikate hizmet eder. Fakat, tarafgirâne ve garazkârâne, fir'avunlaşmış nefs-i emmâre hesabına hodfürûşluk, şöhret-perverâne bir tarzdaki tesâdüm-ü efkârdan bârika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor. Çünkü, maksadda ittifak lâzım gelirken, öylelerin efkârının küre-i arzda dahi nokta-i telâkîsi bulunmaz. Hak nâmına olmadığı için, nihâyetsiz müfritâne gider. Kàbil-i iltiyâm olmayan inşikaklara sebebiyet verir. Hâl-i âlem buna şâhiddir.
Elhâsıl: اَلْحُبُّ لِلّٰهِ ❀ وَالْبُغْضُ فِى اللّٰهِ ❀ وَالْحُكْمُ لِلّٰهِ olan desâtir-i àliye düstur-u harekât olmazsa, nifâk ve şikàk meydân alır. Evet, اَلْبُغْضُ فِى اللّٰهِ ❀ وَالْحُكْمُ لِلّٰهِ demezse, o düsturları nazara almazsa, adâlet etmek isterken zulmeder.
Cây-i ibret bir hâdise: Bir vakit, İmâm Ali (R.A.) bir kâfiri yere atmış. Kılıncını çekip keseceği zaman o kâfir ona tükürmüş. O, kâfiri bırakmış, kesmemiş. O kâfir ona demiş ki:
“Neden beni kesmedin?”
Dedi:
“Seni Allah için kesecektim. Fakat bana tükürdün; hiddete geldim. Nefsimin hissesi karıştığı için ihlâsım zedelendi. Onun için seni kesmedim.”
O kâfir ona dedi:
“Beni çabuk kesmen için seni hiddete getirmekti. Mâdem dininiz bu derece sâfî ve hàlistir; o din haktır” dedi.
Hem medâr-ı dikkat bir vâkıa: Bir zaman bir hâkim, bir hırsızın elini kestiği vakit eser-i hiddet gösterdiği için, ona dikkat eden âdil âmiri onu o vazifeden azletmiş. Çünkü, şerîat nâmına, kanun-u İlâhî hesabına kesse idi, nefsi ona acıyacak idi. Ve kalbi hiddet etmeyip, fakat merhamet de etmeyecek bir tarzda kesecekti. Demek, nefsine o hükümden bir hisse çıkardığı için, adâletle iş görmemiştir.
