İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 408 / 507
408

ve muzır eşyaya karşı, gayet kuvvetli bir nokta-i istinâd ve hadsiz âmâl ve arzularına medâr bir nokta-i istimdâd Kur'ân-ı Hakîm’in mâdeninden çıkarıldı ve gösterildi. Ve bilfiil istifade ettirildi. Ve fukaralar ve zuafâlar kısmını en ziyâde ezen ve müteessir eden hayatın ağır tekâlifi, Kur'ân-ı Hakîm’in hakàik-ı îmâniyesiyle hafifleştirildi.

İşte bu beş tâife ki, Türk Milletinin altı kısmından beş kısmıdır; menfaatlerine çalışıyoruz. Altıncı kısım ki, gençlerdir. Onların iyilerine karşı ciddi uhuvvetimiz var.

Senin gibi mülhidlere karşı hiçbir cihetle dostluğumuz yok! Çünkü ilhâda giren ve Türk’ün hakîki bütün mefâhir-i milliyesini taşıyan İslâmiyet Milliyeti’nden çıkmak isteyen adamları Türk bilmiyoruz. Türk perdesi altına girmiş frenk telâkki ediyoruz! Çünkü, yüzbin defa Türkçüyüz deyip da'vâ etseler, ehl-i hakikati kandıramazlar. Zîra; fiilleri harekâtları, onların da'vâlarını tekzîb ediyor.

İşte ey frenk-meşrebler ve propagandanızla hakîki kardeşlerimi benden soğutmaya çalışan mülhidler! Bu millete menfaatiniz nedir? Birinci tâife olan ehl-i takvâ ve salâhatin nurunu söndürüyorsunuz. Merhamete ve tımar etmeye şâyân ikinci tâifesinin yaralarına zehir serpiyorsunuz. Ve hürmete çok lâyık olan üçüncü tâifenin tesellîsini kırıyorsunuz, ye's-i mutlaka atıyorsunuz. Ve şefkate çok muhtaç olan dördüncü tâifenin bütün bütün kuvve-i maneviyesini kırıyorsunuz ve hakîki insaniyetini söndürüyorsunuz. Ve muâvenet ve yardıma ve tesellîye çok muhtaç olan beşinci tâifenin ümîdlerini, istimdâdlarını akîm bırakıp, onların nazarında hayatı, mevtten daha ziyâde dehşetli bir sûrete çeviriyorsunuz. Îkaza ve ayılmağa çok muhtaç olan altıncı tâifesine, gençlik uykusu içinde öyle bir şarab içiriyorsunuz ki; o şarabın humârı pek elîm, pek dehşetlidir. Acaba bu mudur hamiyet-i milliyeniz ki, o hamiyet-i milliye uğrunda çok mukaddesâtı fedâ ediyorsunuz. O Türkçülük menfaati, Türklere bu sûretle midir? Yüz bin defa El-iyâzü Billâh!..

Ey efendiler! Bilirim ki, hak noktasında mağlûb olduğunuz zaman, kuvvete müracaat edersiniz. Kuvvet hakta olduğu; hak, kuvvette olmadığı sırrıyla; dünyayı başıma ateş yapsanız, hakikat-i Kur'âniyeye fedâ olan bu baş size eğilmeyecektir! Hem size bunu da haber veriyorum ki: Değil sizler gibi mahdûd, ma'nen millet nazarında menfûr bir kısım adamlar, belki binler sizler gibi bana maddî düşmanlık etseler, ehemmiyet vermeyeceğim ve bir kısım muzır hayvanattan fazla kıymet vermeyeceğim. Çünkü bana karşı ne yapacaksınız? Yapacağınız iş, ya hayatıma hâtime çekmekle veya hizmetimi bozmak sûretiyle olur. Bu iki şeyden başka dünyada alâkam yok. Hayatın başına gelen ecel ise, şühûd derecesinde kat'î îmân etmişim ki; tağayyür etmiyor, mukadderdir. Mâdem böyledir; Hak yolunda şehâdet ile ölsem, çekinmek değil, iştiyak ile bekliyorum.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.