Sekizincisi: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ufak iken, Ebû Tâlib’in evinde kalıyordu. Ebû Tâlib, çoluk ve çocuğu ile Onunla beraber yerlerse, karınları doyardı. Ne vakit o Zât yemekte bulunmazsa tok olmuyorlardı. Şu hâdise hem meşhûrdur, hem kat'îdir.
Hem Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın küçüklüğünde O’na bakan ve hizmet eden Ümm-ü Eymen demiş: “Hiçbir vakit Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm açlık ve susuzluktan şikâyet etmedi, ne küçüklüğünde ve ne de büyüklüğünde...”
Dokuzuncusu: Murdiası olan Halîme-i Sa'diye’nin malında ve keçilerinin sütünde, kabilesinin hilâfına olarak çok bereketi ve ziyâde olmasıdır. Bu vâkıa hem meşhûrdur, hem kat'îdir.
Hem sinek Onu tâciz etmezdi, Onun cesed-i mübârekine ve libâsına konmazdı. Nasıl ki evlâdından Seyyid Abdülkadir-i Geylânî (K.S.) dahi, ceddinden o hâli irsiyet almıştı; sinek ona da konmazdı.
Onuncusu: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, dünyaya geldikten sonra, bâhusus velâdet gecesinde, yıldızların düşmesinin çoğalmasıdır ki, şu hâdise Onbeşinci Söz’de kat'iyyen bürhânlarıyla isbât ettiğimiz üzere; şu yıldızların sukùtu, şeyâtîn ve cinlerin gaybî haberlerden kesilmesine alâmet ve işârettir. İşte mâdem Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm vahiy ile dünyaya çıktı; elbette yarım yamalak ve yalanlar ile karışık, kâhinlerin ve gâibden haber verenlerin ve cinlerin ihbarâtına sed çekmek lâzımdır ki, vahye bir şübhe îrâs etmesinler ve vahye benzemesin. Evet bi'setten evvel kâhinlik çoktu. Kur'ân nâzil olduktan sonra onlara hâtime çekti. Hattâ çok kâhinler îmâna geldiler. Çünkü, daha cinler tâifesinden olan muhbirlerini bulamadılar... Demek Kur'ân hâtime çekmişti. İşte eski zaman kâhinleri gibi, şimdi de medyumlar sûretinde yine bir nev'i kâhinlik Avrupa’da ispirtizmacıların içlerinde baş göstermiş. Her ne ise...
Elhâsıl: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın nübüvvetinden evvel nübüvvetini tasdik ettiren ve tasdik eden pek çok vâkıalar, pek çok zâtlar zâhir olmuşlar. Evet dünyaya ma'nen reis olacak (Hâşiye) [^7] ve dünyanın manevî şeklini değiştirecek ve dünyayı âhirete mezraa yapacak ve dünyanın mahlûkatının kıymetlerini ilân edecek ve cin ve inse saâdet-i ebediyeye yol gösterecek ve fânî cin ve insi i'dâm-ı ebedîden
[^7]: (Hâşiye) Evet SULTAN-I LEVLÂKE LEVLÂK, öyle bir reistir ki; Bin üçyüz elli senedir saltanatı devam ediyor. Birinci asırdan sonra herbir asırda lâakal üçyüz elli milyon tebaası ve raiyeti vardır. Küre-i arzın yarısını bayrağı altına almış ve tebaası, kemâl-i teslîmiyetle O'na her gün salât ü selâm ile tecdîd-i bîat ederek emirlerine itâat ederler.
