İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 303 / 507
303

Elcevab: Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ın esâs-ı i'câzının; en mühimlerinden belâğatından sonra îcâzdır. Îcâz, i'câz-ı Kur'ânın en metîn ve en mühim bir esâsıdır. Kur'ân-ı Hakîmde şu mu'cizâne îcâz, o kadar çoktur ve o kadar güzeldir ki; ehl-i tedkik, karşısında hayrettedirler.

Meselâ:

﴿ وَق۪يلَ يَٓا اَرْضُ ابْلَع۪ي مَٓاءَكِ وَيَا سَمَٓاءُ اَقْلِع۪ي وَغ۪يضَ الْمَٓاءُ وَقُضِىَ الْاَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلٰى الْجُودِىِّ وَق۪يلَ بُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ ﴾

Kısa birkaç cümle ile “Tûfân” hâdise-i azîmesini netâiciyle öyle îcâzkârâne ve mu'cizâne beyân ediyor ki; çok ehl-i belâğatı, belâğatına secde ettirmiş.

Hem meselâ:

﴿ كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَا ❀ اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَا ❀ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا ❀ فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَا ❀ وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا ﴾

İşte, Kavm-i Semûd’un acîb ve mühim hâdisâtını ve netâicini ve sû-i âkıbetlerini böyle kısa birkaç cümle ile, îcâz içinde bir i'câz ile, selâsetli ve vuzûhlu ve fehmi ihlâl etmez bir tarzda beyân ediyor.

Hem meselâ:

﴿ وَذَا النُّونِ اِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادٰى فِي الظُّلُمَاتِ اَنْ لَٓااِلٰهَاِلَّٓااَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ ﴾

İşte, ﴾ اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ ﴿ cümlesinden ﴾ فَنَادٰى فِي الظُّلُمَاتِ ﴿ cümlesine kadar çok cümleler matvîdir; o mezkûr olmayan cümleler, fehmi ihlâl etmiyor; selâsete zarar vermiyor. Hazret-i Yûnus Aleyhisselâm’ın kıssasından mühim esâsları zikreder; mütebâkisini akla havâle eder.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.