İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 304 / 507
304

Hem meselâ: Sûre-i Yûsuf’ta ﴾ فَاَرْسِلُونِ ﴿ kelimesinden ﴾ يُوسُفُ اَيُّهَا الصِّدّ۪يقُ ﴿ ortasında yedi-sekiz cümle, îcâz ile tayyedilmiş. Hiç fehmi ihlâl etmiyor. Selâsetine zarar vermiyor. Bu çeşit mu'cizâne îcâzlar Kur'ân’da pek çoktur. Hem pek güzeldir.

Amma Sûre-i قٓ ın âyeti ise; ondaki îcâz, pek acîb ve mu'cizânedir. Çünkü kâfirin pek müdhiş ve çok uzun ve bir günü ellibin sene olan istikbâline ve o istikbâlin dehşetli inkılâbâtında kâfirin başına gelecek elîm ve mühim hâdisâta birer birer parmak basıyor. Şimşek gibi, fikri onlar üstünde gezdiriyor. O pek çok uzun zamanı, hazır bir sahife gibi nazara gösterir. Zikredilmeyen hâdisâtı; hayâle havâle edip, ulvî bir selâsetle beyân eder.

﴿ وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْآنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ﴾

İşte ey şeytan! Şimdi bir sözün daha varsa, söyle!

Şeytan der:

Bunlara karşı gelemem, müdafaa edemem. Fakat çok ahmaklar var, beni dinliyorlar. Ve insan sûretinde çok şeytanlar var, bana yardım ediyorlar. Ve feylesoflardan çok fir'avunlar var, enâniyetlerini okşayan mes'eleleri benden ders alıyorlar. Senin bu gibi Sözler’in neşrine sed çekerler. Bunun için sana teslîm-i silâh etmem!

﴿ سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ ﴾ ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.