Hem nakl-i sahîh ile Hazret-i Âişe-i Sıddıka haber veriyor ki: “Güvercin gibi, Dâcin denilen bir kuş hânemizde vardı. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hazır olsa idi, hiç debelenmezdi, sükûtla dururdu. Ne vakit Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm çıksa idi, o kuş, başlardı harekete; giderdi, gelirdi.. hiç durmuyordu.” Demek o kuş, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı dinliyordu, huzurunda temkin ile sükût ederdi.
İkinci Hâdise: Beş-altı tarîkle, manevî bir tevâtür hükmünü almış kurt hâdisesidir ki; bu kıssa-i acîbe, çok tarîklerle meşhûr sahâbelerden nakledilmiş. Ezcümle: Ebû Saidi'l-Hudrî ve Seleme İbni'l-Ekva' ve İbn-i Ebî Veheb ve Ebû Hureyre ve bir vak'a sâhibi çoban Uhbân gibi müteaddid tarîklerle haber veriyorlar ki: Bir kurt, keçilerden birisini tutmuş, çoban, kurdun elinden kurtarmış. Zi'b demiş: “Allah’tan korkmadın, benim rızkımı elimden aldın!” Çoban demiş: “Acâib, zi'b konuşur mu?” Zi'b ona demiş: “Acîb senin hâlindedir ki, bu yerin arka tarafında bir Zât var ki; sizi Cennete dâvet ediyor, peygamberdir, onu tanımıyorsunuz!?” Bütün tarîkler kurdun konuşmasında müttefik olmakla beraber, kuvvetli bir tarîk olan Ebû Hureyre, ihbarında diyor ki: Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?” Zi'b demiş: “Ben bakacağım.” Çoban ise, çobanlığı kurda devredip gelmiş. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı görmüş, îmân etmiş, dönüp gitmiş. Zi'bi, çoban bulmuş. Zâyiât yok. Bir keçi ona kesmiş, çünkü ona üstadlık etmiş.
Bir tarîkte; rüesâ-yı Kureyş’ten Ebû Süfyân ile Safvan, bir kurdu gördüler, bir ceylanı takib edip Harem-i Şerîfe girdi. Kurt dönmüş; sonra taaccüb etmişler. Kurt konuşmuş, risalet-i Ahmediyeyi haber vermiş. Ebû Süfyân, Safvan’a demiş ki: “Bu kıssayı kimseye söylemeyelim; korkarım, Mekke boşalıp onlara iltihak edecekler.”
Elhâsıl; kurt kıssası kat'î ve manevî mütevâtir gibi kanâat verir.
Üçüncü Hâdise: Beş-altı tarîkle, mühim sahâbelerden nakledilen cemel hâdisesidir ki: Ezcümle, Ebû Hureyre ve Sa'lebe İbn-i Mâlik ve Câbir İbn-i Abdullâh ve Abdullâh İbn-i Cafer ve Abdullâh İbn-i Ebî Evfâ gibi müteaddid tarîkler ve o tarîklerin başındaki sahâbeler, müttefikan haber veriyorlar ki: Deve gelmiş, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a tahiye-i ikram nev'inden secde edip konuşmuş. Ve birkaç tarîkte haber veriliyor ki: O deve; bir bağda kızmış, vahşî olmuş, yanına kimseyi sokmuyor, hücum ediyordu. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm girdi; deve geldi, ikramen secde etti, yanında ıhdı. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm yular taktı. Deve, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a dedi: “Beni çok meşakkatli şeylerde çalıştırdılar, şimdi de beni kesmek istiyorlar. Onun için kızdım.” Deve sâhibine söyledi: “Böyle midir?” “Evet” dediler.
