| |Sayfa No|
|:-:|:-:|
|YİRMİBEŞİNCİ MEKTÛB
Sûre-i Yâsîn’in yirmibeş âyetine dair “Yirmibeş Nükte” olmak üzere Rahmet-i İlâhiyeden istenilmiş; fakat daha zamanı gelmediğinden yazılmamıştır.|[294](/mektubat/yirmibeşinci-mektûb/960/3/294/294#2942)|
|YİRMİALTINCI MEKTÛB
﴿ وَاِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّـهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ﴾
sırrına dair “Hüccetü'l-Kur'ân Ale'ş-şeytan ve Hizbihi” nâmıyla, iblis’i ilzam ve ehl-i tuğyanı iskât eden gayet mühim bir mektûbdur.
Bu mektûbun “Dört Mebhas” ı var.|[295](/mektubat/yirmialtıncı-mektûb/961/3/295/331#2952)|
|BİRİNCİ MEBHAS
Şeytanın en müdhiş hücumunu def'etmekle, şeytanı öyle bir sûrette ilzam eder ki; içine girerek saklanıp vesvese edecek bir yer bırakmıyor. Ve o kadar kuvvetli delâil-i akliye ile ve kat'î bürhânlarla şeytanı ve şeytanın şâkirdlerini ilzam eder ki, şeytan olmasa idiler îmâna gelecektiler. Fakat maatteessüf şeytan-ı cin ve insin, gayet çirkin da'vâlarını ve desîselerini bütün bütün ibtal ve def'etmek için, farazî bir sûrette onların çirkin fikirlerini zikredip öyle ibtal ediyor. Meselâ der ki: “Eğer farazâ dediğiniz gibi, Kur'ân Kelâmullâh olmazsa; en âdi ve sahte bir kitab olurdu. Hâlbuki meydândaki âsârıyla göstermiş ki, en àlî bir kitaptır.” İşte bu gibi farazî tâbiratın, titreyerek yazılmasına mecburiyet hâsıl olmuştur. Şu mebhasın âhirinde, şeytanın Sûre-i ﴾ قٓ وَالْقُرْآنِ الْمَجِيدِ ﴿ in fesâhat ve selâsetine dair bir vesvese ve i'tirâzını reddediyor.|[295](/mektubat/yirmialtıncı-mektûb/961/3/295/331#2952)|
|İKİNCİ MEBHAS
Bir insanda, vazife ve ubûdiyet ve zât itibariyle üç şahsiyet bulunduğunu ve o şahsiyetlerin ahlâkı ve âsârı bazen birbirine muhâlif olduğunu beyân eder.|[305](/mektubat/yirmialtıncı-mektûb/961/3/295/331#3052)|
