| |Sayfa No|
|:-:|:-:|
|olduğunu ve aşkın, mecâzî ve hakîki iki nev'i olduğu gibi, hırs ve inâd ve endişe-i istikbâl gibi hissiyat-ı şedîdenin dahi, mecâzî ve hakîki olarak ikişer kısmı bulunduğunu; mecâzîleri gayet zararlı ve sû-i ahlâka menşe' ve hakîkileri gayet nâfi' ve hüsn-ü ahlâka medâr olduğunu isbât eder.
Hem, İslâm ve îmânın mühim bir farkını beyân eder. Yani: İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve iltizamdır; îmân ise, hakkı iz'ân ve tasdiktir. Yirmi sene evvel dinsiz bir Müslüman bulunduğu gibi, şimdi de gayr-ı müslim mü'min dahi bulunur gibi göründüğünü gösterir.
Hem Risale-i Nur eczâları ne derece şiddetli bir sûrette İslâmiyete tarafgirlik hissini verdiğini ve erkân-ı îmâniyeyi ne derece kuvvetli ve kat'î isbât ettiğini beyân eder.| |
|ONUNCU MEKTÛB
İki suâlin cevabıdır.
BİRİNCİSİ:
﴿ وَلاَ اَصْغَرَ مِنْ ذٰلِكَ وَلاَ اَكْبَرَ اِلَّا فِى كِتَابٍ مُبِينٍ ﴾
﴿ وَ كُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ فِى اِمَامٍ مُبِينٍ ﴾
âyetlerinin bir sırrını tefsir eder. “İmâm-ı Mübîn”, “Kitab-ı Mübîn” neden ibaret olduğunu beyân eder.
İKİNCİ SUÂL: “Meydân-ı Haşir nerededir?” cevabında, gayet ma'kul ve mühim ve parlak bir cevab veriyor.|[33](/mektubat/onuncu-mektûb/659/3/33/35#332)|
|ONBİRİNCİ MEKTÛB
Dört ayrı ayrı mebhastır. Bu dört mes'ele birbirinden uzak olduğundan, bu mektûb perîşan görünüyor. Bu perîşan mektûb münâsebetiyle kardeşlerime ihtar ediyorum ki: Bu küçük mektûbları hususî bir sûrette, hususî bazı kardeşlerime yazmıştım. Büyük mektûblar meydâna çıktıktan sonra, küçükler de umumun nazarına gösterilmesi lâzımgeldi. Hâlbuki tanzimsiz, müşevveş bir sûrette idiler. Onlar ne hâl ile yazılmış ise, öyle kalması lâzım geliyordu. Sonradan tashih ve tanzim etmeye me'zun değiliz! İşte bu Onbirinci Mektûb, perîşan bir sûrette, birbirinden çok uzak|[36](/mektubat/onbirinci-mektûb/662/3/36/38#362)|
