| |Sayfa No|
|:-:|:-:|
|DÖRDÜNCÜ MEKTÛB
﴾ وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ اُوتِىَ خَيْرًا كَثِيرًا ﴿ âyetinin bir sırrı, Risale-i Nur hakkında tecellî ettiğini beyân eder.
Hem:
“Der Tarîk-ı Nakşibendî lâzım âmed çâr-terk; Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk”
düsturuna mukâbil, Acz-Mendî Tarîkinde pek mühim bir düsturu beyân eder.
Hem: ﴾ اَفَلَمْ يَنْظُرُوا اِلَى السَّمَاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا ﴿ âyetinin bir sırrını; şiire benzer, fakat şiir olmayan, muntazam fakat manzûm olmayan, gayet parlak fakat hayâl olmayan yıldızları konuşturan bir yıldıznâme ile tefsir eder.|[18](/mektubat/dördüncü-mektûb/653/3/18/19#182)|
|BEŞİNCİ MEKTÛB
Şerîatın bir hàdimi ve bir vesilesi olan tarîkata mensûb bazı zâtların, tarîkata fazla ehemmiyet verip ona kanâat ederek hakàik-ı îmâniyenin neşrinde tenbellik ve lâkaydlık gösterdikleri münâsebetiyle yazılmış. Ve velâyetin üç kısmını beyân edip, en mühim tarîkat olan velâyet-i kübrâ, sırr-ı verasetle Sünnet-i Seniyeye ittibâ' ve neşr-i hakàik-ı îmâniyede ihtimam olduğunu isbât eder. Ve tarîkatların en mühim gayesi ve fâidesi ve müntehâsı olan inkişaf-ı hakàik-ı îmâniye, Risale-i Nur ile dahi olabildiğini ve Risale-i Nur’un eczâları o vazifeyi, tarîkat gibi, fakat daha kısa bir zamanda gördüğünü gösteriyor.|[20](/mektubat/beşinci-mektûb/654/3/20/21#202)|
|ALTINCI MEKTÛB
﴿ حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ﴾
﴿ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لااِلٰهَاِلَّاهُوَ ﴾
âyetlerinin bir sırrını, birbiri içinde hissedilmiş beş nev'i hazîn gurbetler zulmetinde nur-u îmân ve feyz-i Kur'ân ve lütf-u Rahmândan gelen bir nur-u tesellînin beyânıyla o sırrı tefsir ediyor. Bu mektûb en katı kalbi de ağlattıracak derecede rikkatlidir. Ve en me'yûs ve mükedder kalbi dahi ferâhlandıracak derecede nurludur.|[22](/mektubat/altıncı-mektûb/655/3/22/24#222)|
