16– Karıncayı emîrsiz, arıyı ya'subsuz bırakmayan Kudret-i Ezeliye; elbette beşeri Nebîsiz bırakmaz.
Âlem-i Şehâdetteki insanlara İnşikak-ı kamer bir mu'cize-i Ahmediye (A.S.M.) olduğu gibi, mi'râc dahi Âlem-i Melekûttaki melâike ve rûhâniyâta karşı bir mu'cize-i kübrâ-yı Ahmediye’dir ki, nübüvvetinin velâyeti bu kerâmet-i bâhire ile isbât edilmiştir ve o parlak Zât; berk ve kamer gibi, melekûtta şu'le-feşân olmuştur.
17– Kelime-i şehâdetin iki kelâmı birbirine şâhiddir. Birincisi ikincisine bürhân-ı limmîdir, ikincisi birincisine bürhân-ı innîdir.
18– Hayat, kesrette bir çeşit tecellî-i vahdettir. Onun için ittihâda sevkeder. Hayat, bir şeyi herşeye mâlik eder.
19– Rûh, bir kanun-u zîvücûd-u haricîdir; bir nâmus-u zîşuûrdur.
Sâbit ve dâim fıtrî kanunlar gibi, rûh dahi Âlem-i Emirden, sıfat-ı irâdeden gelmiş, kudret ona vücûd-u hissî giydirmiştir; bir seyyâle-i latîfeyi o cevhere sadef etmiştir.
Mevcûd rûh, ma'kul kanunun kardeşidir. İkisi hem dâimî, hem Âlem-i Emirden gelmişlerdir. Şâyet, nev'ilerdeki kanunlara Kudret-i Ezeliye bir vücûd-u haricî giydirseydi, rûh olurdu. Eğer rûh vücûdu çıkarsa, şuûru başından indirse, yine lâyemût bir kanun olurdu.
20– Ziyâ ile mevcûdât görünür, hayat ile mevcûdâtın varlığı bilinir. Herbirisi birer keşşâftır.
21– Nasrâniyet, ya intifâ veya ıstıfâ edip İslâmiyet’e karşı terk-i silâh edecektir.
Nasrâniyet birkaç defa yırtıldı, protestanlığa geldi. Protestanlık da yırtıldı, Tevhide yaklaştı. Tekrar yırtılmağa hazırlanıyor. Ya intifâ bulup sönecek veya hakîki Nasrâniyetin esâsını câmi' olan hakàik-ı İslâmiyeyi karşısında görecek, teslîm olacaktır.
İşte bu sırr-ı azîme Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm işâret etmiştir ki: “Hazret-i İsâ nâzil olup gelecek, ümmetimden olacak, şerîatımla amel edecektir.”
22– Cumhûr-u avâmı, bürhândan ziyâde, me'hazdeki kudsiyet imtisale sevkeder.
23– Şerîatın yüzde doksanı –zarûriyât ve müsellemât-ı diniye– birer elmas sütundur. Mesâil-i ictihâdiye-i hilâfiye, yüzde ondur. Doksan elmas sütun, on altının himâyesine verilmez.
Kitaplar ve ictihâdlar Kur'âna dûrbîn olmalı, âyine olmalı; gölge ve vekil olmamalı!..
