24– Her müstaîd, nefsi için ictihâd edebilir, teşri' edemez.
25– Bir fikre dâvet, cumhûr-u ulemânın kabûlüne vâbestedir. Yoksa dâvet bid'attır, reddedilir.
26– İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazen bâtıl eline gelir, hak zannederek koynunda saklar. Hakikati kazarken, ihtiyarsız, dalâlet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor.
27– Birbirinden eşeff ve eltaf, Kudretin çok âyineleri vardır; sudan havaya, havadan esîre, esîrden Âlem-i Misâle, Âlem-i Misâlden Âlem-i Ervâha, hattâ zamana, fikre tenevvü' ediyor. Hava âyinesinde bir kelime, milyonlar kelimât olur. Kalem-i Kudret, şu sırr-ı tenâsülü pek acîb istinsah ediyor.
İn'ikâs, ya hüviyeti veya hüviyetle mâhiyeti tutar. Kesifin timsâlleri birer meyyit-i müteharriktir. Bir rûh-u nurânînin kendi âyinelerinde olan timsâlleri birer hayy-ı murtabıttır; aynı olmasa da, gayrı da değildir.
28– Şems, hareket-i mihveriyesiyle silkinse, meyveleri düşmez; silkinmezse, yemişleri olan seyyârât düşüp dağılacaktır.
29– Nur-u fikir, ziyâ-yı kalb ile ışıklanıp mezcolmazsa, zulmettir, zulüm fışkırır. Gözün muzlim nehâr-ı ebyazı, muzîi (Hâşiye) [^1] leyle-i süveydâ ile mezcolmazsa basarsız olduğu gibi, fikret-i beyzâda süveydâ-i kalb bulunmazsa, basîretsizdir.
[^1]:(Hâşiye) Meâli: Gözün gündüze benzeyen beyazı geceye benzeyen siyahlığıyla beraber olmazsa; göz, göz olmaz.
30– İlimde iz'ân-ı kalb olmazsa, cehildir. İltizam başka, i'tikàd başkadır.
31– Bâtıl şeyleri iyice tasvir, sâfî zihinleri idlâldir.
32– Âlim-i mürşid, koyun olmalı; kuş olmamalı. Koyun, kuzusuna süt; kuş, yavrusuna kay verir.
33– Bir şeyin vücûdu, bütün eczâsının vücûduna vâbestedir. Ademi ise, bir cüz'ünün ademiyle olduğundan; zaîf adam iktidarını göstermek için tahrib tarafdârı oluyor, müsbet yerine menfîce hareket ediyor.
34– Desâtir-i hikmet nevâmis-i hükûmetle; kavânîn-i hak revâbıt-ı kuvvetle imtizaç etmezse, cumhûr-u avâmda müsmir olamaz.
35– Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!.. Ezdâd, sûretlerini mübâdele etmişler.
36– Menfaat üzerine dönen siyaset, canavardır.
37– Aç canavara karşı tahabbüb; merhametini değil, iştihâsını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister!..
