İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 453 / 507
453

o i'câza karşı secde ederek سُبْحَانَكَ لَا قُدْرَةَ لَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ diyeceklerdir.

8 – Esbâba te'sir-i hakîki verilmemiş; vahdet ve celâl öyle ister. Lâkin, mülk cihetinde esbâb dest-i Kudrete perde olmuştur; izzet ve azamet öyle ister. Tâ –nazar-ı zâhirde– dest-i kudret mülk cihetindeki umûr-u hasîse ile mübâşir görülmesin.

9 – Mahall-i taalluk-u Kudret olan herşeydeki melekûtiyet ciheti şeffâftır, nezîhtir.

10 – Âlem-i şehâdet, avâlimü'l-guyûb üstünde tenteneli bir perdedir.

11 – Bir noktayı tam yerinde icâd etmek için, bütün kâinâtı icâd edecek bir kudret-i gayr-ı mütenâhî lâzımdır. Zîra şu kitab-ı kebîr-i kâinâtın herbir harfinin –bâhusus zîhayat herbir harfinin– herbir cümlesine müteveccih birer yüzü, nâzır birer gözü vardır.

12 – Meşhûrdur ki; hilâl-i îde bakarlardı. Kimse bir şey görmedi. İhtiyar bir zât yemîn ederek “Hilâli gördüm.” dedi. Hâlbuki gördüğü hilâl değil, kirpiğinin tekavvüs etmiş beyaz bir kılı idi. O kıl nerede… Kamer nerede?.. Harekât-ı zerrât nerede?.. Fâil-i teşkil-i envâ' nerede…

13 – Tabiat, misâlî bir matbaadır, tâbi' değil...

Nakıştır, nakkàş değil...

Kàbildir, fâil değil...

Mistardır, masdar değil...

Nizâmdır, nâzım değil...

Kanundur, kudret değil...

Şerîat-ı irâdiyedir, hakikat-i hariciye değil!..

14 – Fıtrat-ı zîşuûr olan vicdândaki incizab ve cezbe, bir hakikat-i câzibedârın cezbesiyledir.

15 – Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyelân-ı nümûvv der: “Ben sünbülleneceğim, meyve vereceğim.” Doğru söyler.

Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: “Piliç olacağım.” Biiznillâh olur; doğru söyler.

Bir avuç su, meyelân-ı incimâd ile der: “Fazla yer tutacağım.” Metîn demir onu yalan çıkaramaz; sözünün doğruluğu demiri parçalar.

Şu meyelânlar, irâdeden gelen evâmir-i tekvîniyenin tecellîleridir, cilveleridir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.