İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 300 / 507
300

Allah’tan korkmaz ve bilmez ve yalandan çekinmez, haysiyetini tanımaz farzetmekle, yüz derece muhâli birden irtikâb etmek lâzım gelir.

Çünkü, şu mes'elenin ortası yoktur. Zîra, farz-ı muhâl olarak Kur'ân Kelâmullâh olmazsa, Arş’tan düşse; orta yerde kalamaz. Belki yerde en yalancı birinin malı olduğunu kabûl etmek lâzım gelir. Bu ise ey şeytan! Yüz derece sen katmerli bir şeytan olsan, bozulmamış hiçbir aklı kandıramazsın ve çürümemiş hiçbir kalbi iknâ edemezsin!

Şeytan döndü dedi:

Nasıl kandıramam? Ekser insanlara ve insanın meşhûr âkıllerine Kur'ânı ve Muhammed’i inkâr ettirdim ve kandırdım.

Elcevab:

— Evvelâ: Gayet uzak mesâfeden bakılsa, en büyük şey, en küçük bir şey gibi görünebilir. Bir yıldız, bir mum kadardır denilebilir.

Sâniyen: Hem tebeî ve sathî bir nazarla bakılsa; gayet muhâl bir şey mümkün görünebilir.

Bir zaman bir ihtiyar adam, Ramazan hilâlini görmek için semâya bakmış. Gözüne bir beyaz kıl inmiş; o kılı ay zannetmiş. “Ay’ı gördüm” demiş. İşte muhâldir ki, hilâl, o beyaz kıl olsun. Fakat, kasden ve bizzat Ay’a baktığı ve o saçı, tebeî ve dolayısıyla ve ikinci derecede göründüğü için, o muhâli mümkün telâkki etmiş.

Sâlisen: Hem, kabûl etmemek başkadır, inkâr etmek başkadır. Adem-i kabûl, bir lâkaydlıktır, bir göz kapamaktır ve câhilâne bir hükümsüzlüktür. Bu sûrette, çok muhâl şeyler onun içinde gizlenebilir. Onun aklı onlarla uğraşmaz. Amma inkâr ise; o adem-i kabûl değil, belki o kabûl-ü ademdir; bir hükümdür. Onun aklı, hareket etmeye mecburdur. O hâlde senin gibi bir Şeytan, onun aklını elinden alır, sonra inkârı ona yutturur. Hem, ey Şeytan! Bâtılı hak ve muhâli mümkün gösteren gaflet ve dalâlet ve safsata ve inâd ve mağlata ve mükâbere ve iğfal ve görenek gibi şeytânî desîselerle, çok muhâlâtı intac eden küfür ve inkârı, o bedbaht insan sûretindeki hayvanlara yutturmuşsun!

Râbian: Hem Kur'ânı, kelâm-ı beşer farzetmek; lâzım gelir ki: Âlem-i insaniyetin semâsında yıldızlar gibi parlayan asfiyâlara, sıddıkînlere, aktâblara bilmüşâhede rehberlik eden ve bilbedâhe mütemâdiyen hak ve hakkâniyeti, sıdk ve sadâkati, emn ve emâneti umum tabakàt-ı ehl-i kemâle ta'lim eden ve erkân-ı îmâniyenin hakàikıyla ve erkân-ı İslâmiyenin desâtiriyle iki cihanın saâdetini te'min eden ve bu icraatının şehâdetiyle bizzarûre, hàlis hak ve sâfî hakikat ve gayet doğru ve pek ciddi olmak lâzım gelen bir kitabı, kendi evsâfının ve te'sirâtının

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.