| |Sayfa No|
|:-:|:-:|
|tevâfuktur ki, sıkıntılı esâretimin tam dokuzuncu senesinde te'lif edilen şu risalenin âhirinde, Yirmidokuzuncu Mektûbun bahsinde yirmidokuz nükte bulunması ve dokuz kısım olması ve bu risale fihristesinde dokuz defa “dokuz” lafzı ile o mektûbdan bahsedilmesi ve Birinci Kısım dokuz nükte olması; ve Ramazanın, burada işâret edilen ve İkinci Kısımda mezkûr hikmetleri dokuz bulunması; ve burada işâret edilen ve Dördüncü Kısımda mezkûr “Kur'ân” kelimesine dair âyetlerin altmışdokuz etmesi; ve Kur'ân kelimesi de bu mebhasta yirmidokuz gelmesi ve lafzullâh dahi dokuz olması; ve bu risale de yirmidokuz sahifede tamam olması cihetiyle, dokuz defa dokuzlar birbirine tevâfuk ederek çok şirin düşmüştür. Bu risalenin dahi, sırr-ı tevâfuktan küçük, fakat parlak bir hissesi var olduğunu gösterir. Bu dokuz defa dokuzların sırrının, dokuzuncu sene-i esâretimde zuhûru ise, inşâallâh esâretin dokuzuncu senesinde biteceğine işârî bir beşârettir. Dokuzuncu sene-i esâretimde sıkıntıdan o sene dokuz dişim düştüler; o münâsebetle Isparta’ya me'zuniyetle gitmek o senede oldu. Hem latîf bir tevâfuktur; bu parça dahi, bu sahifede (Hâşiye) [^6] dokuz, ondokuz defa gelmiştir. Hem fihristenin Dördüncü Kısmında ve bu İkinci Kısmın bazı nüshalarında, aşağıdaki gösterilen tevâfuk vardır.
Umum elif yüz ondokuz umum risaleler dahi yüz ondokuzdur. Demek elifler de bir nev'i fihristeye işârettir.| |
|ALTINCI KISIM OLAN ALTINCI RİSALENİN ZEYLİ
﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾
﴿ وَمَا لَنَا اَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى اللّٰهِ وَقَدْ هَدٰينَا سُبُلَنَا وَلَنَصْبِرَنَّ عَلٰى مَا آذَيْتُمُونَا وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ ﴾
âyetinin sırrına istinâden, dünyanın hiçbir usûl ve kanununa tatbik edilmeyen vicdânsız insanların bize karşı tecâvüzâtına sabır ile Hakka tevekkül ile beraber; istikbâlde gelecek|[413](/mektubat/yirmidokuzuncu-mektûb/1041/3/373/444#4132)|
[^6]: Asıl nüshasına göredir.
