| |Sayfa No|
|:-:|:-:|
|Altıncısı
Birinci Mebhastaki şeytanla münâzaranın çirkin tâbiratlarının sebeb-i zikrini bildiriyor. Hem mühim bir temsîl ile, hizbü'ş-şeytanı en dar ve en muhâl ve en menfûr bir mevkie sıkıştırıyor. Meydânı Hizbü'l-Kur'ân hesabına zapt ederek, herbir hâl-i Ahmediye (A.S.M.), herbir haslet-i Muhammediye (A.S.M.), herbir tavr-ı Nebevî (A.S.M.), o kuvvetli temsîle göre birer mu'cize hükmüne geçip, Nübüvvetini isbât ettiğini gösterir.|[321](/mektubat/yirmialtıncı-mektûb/961/3/295/331#3212)|
|Yedincisi
Vehham ve zarardan sakınmak için bizden uzaklaşan bazı dostların kuvve-i maneviyelerini te'yid için ve hizmetimizden bazı maksadlarla çekilen ve maksadlarının aksiyle tokat yiyenleri, çok misâllerden yedi küçük misâl ile gösterir ki; siperini bırakıp kaçanlar, daha ziyâde yaralanırlar.|[324](/mektubat/yirmialtıncı-mektûb/961/3/295/331#3242)|
|Sekizincisi
Diyorlar ki: “Elfâz-ı Kur'âniye ve zikriye ve tesbihâtların herbirinden, bütün letâif-i insaniye hisselerini istiyorlar. Mânâları bilinmezse, hisse alınmaz; öyle ise tercüme edilse daha iyi değil mi?” diye olan müdhiş ve muğâlatalı şu suâle karşı, gayet mühim ve ibretli ve zevkli bir cevaptır. Elfâz-ı Kur'âniye ve Nebeviye (A.S.M.) mânâlara, câmid ve rûhsuz libâs değiller; belki hayatdâr feyz-âver cildlerdir. Zîhayat bir cesed soyulsa, elbette ölür. Hem lisân-ı nahvî olan elfâz-ı Kur'âniyedeki i'câz ve îcâz-ı hakîki, tercümeye mâni olduğunu gösterir.|[326](/mektubat/yirmialtıncı-mektûb/961/3/295/331#3262)|
|Dokuzuncusu
“Ehl-i Sünnet ve Cemâat olan ehl-i hak dâiresinin haricinde ehl-i velâyet bulunabilir mi?” suâline, mühim ve merak-âver bir cevaptır.|[328](/mektubat/yirmialtıncı-mektûb/961/3/295/331#3282)|
|Onuncusu
Kur'ân-ı Hakîm’in hizmetinde bulunan bu bîçâre Said ile görüşen ve görüşmek arzu eden dostlara mühim bir düsturdur.|[329](/mektubat/yirmialtıncı-mektûb/961/3/295/331#3292)|
