| |Sayfa No|
|:-:|:-:|
|ONDOKUZUNCU MEKTÛB
Mu'cizât-ı Ahmediyeye (A.S.M.) dairdir. Üçyüzden fazla mu'cizâtı beyân eder. Bu risale, Risalet-i Ahmediye’nin (A.S.M.) mu'cizesini beyân ettiği gibi, kendisi de o mu'cizenin bir kerâmetidir ki, üç-dört nev' ile hàrika olmuştur.
Birincisi: Nakil ve rivâyet olmakla beraber, yüzelli sahifeden (Hâşiye) [^1] fazla olduğu hâlde, kitaplara müracaat edilmeden ezber olarak dağ ve bağ köşelerinde, üç-dört gün zarfında, her günde iki-üç saat çalışmak şartıyla mecmûu oniki saatte te'lif edilmesi hàrika bir vâkıadır ki, bu risaledeki Mu'cizât-ı Ahmediye’nin (A.S.M.) bir şu'le-i kerâmeti olmuştur.
İkincisi: Şu risale, uzunluğuyla beraber ne yazması usanç verir ve ne de okuması halâvetini kaybeder. Tenbel ehl-i kalemi öyle bir şevk ve gayrete getirdi ki; bu sıkıntılı ve usançlı zamanda, bir sene zarfında civarımızda yetmiş adede yakın nüshaları yazıldı. O mu'cize-i risaletin bir kerâmeti olduğunu, muttali' olanlara kanâat verdi.
Üçüncüsü: Acemî ve tevâfuktan haberi yok ve bize de daha tevâfuk tezâhür etmeden evvel yazdıkları nüshalarda, lafz-ı “Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm” kelimesi bütün risalelerde ve lafz-ı “Kur'ân”, beşinci parçasında öyle bir tarzda tevâfuk (Hâşiye) [^2] etmeleri göründü ki; zerre mikdar insafı olan tesâdüfe veremez. Kim görmüş ise, kat'î hükmediyor ki: “Bu bir sırr-ı gaybîdir, Mu'cizât-ı Ahmediye’nin (A.S.M.) bir kerâmetidir.”
Şu Risalenin başındaki esâslar çok mühimdirler.
Hem şu risaledeki ehâdîs hemen umumen eimme-i hadîsçe makbûl ve sahîh olmakla beraber, en kat'î hâdisât-ı risaleti beyân ediyorlar.|[82](/mektubat/ondokuzuncu-mektûb/711/3/82/210#822)|
[^1]: Asıl nüshasına göredir.
[^2]: Asıl nüshasına göredir.
