| |Sayfa No|
|:-:|:-:|
|ve arş-ı rahmeti titreten bir küfran-ı ni'met ve hayat-ı ictimâiyenin tiryâk gibi bir râbıta-i şefkatine bir zehir katmak hükmünde bir hatâ olduğunu isbât eder.| |
|ONİKİNCİ MEKTÛB
Mütefennin bazı dostların münâkaşa ettikleri üç mes'eleye dair üç suâllerine muhtasar üç cevaptır.
BİRİNCİ SUÂL: “Hazret-i Âdem’in Cennetten ihracı ve bir kısım Benî Âdem’in Cehenneme idhali hikmeti nedir?” suâline, gayet kat'î bir cevab veriyor.
İKİNCİ SUÂL: “Şeytanların ve şerlerin halk ve icâdı, şer değil mi? Çirkin değil mi? Cemîl-i Mutlak ve Rahîm-i Ale'l-ıtlâk’ın cemâl-i rahmeti nasıl müsâade etmiş?” suâline karşı gayet kat'î bir sûrette cevab veriyor.
ÜÇÜNCÜ SUÂL: “Masûm insanlara ve hayvanlara musîbet ve belâları musallat etmek, zulüm değil mi? Âdil-i Mutlak’ın adâleti nasıl müsâade ediyor?” diye suâlin cevabında gayet mukni' ve kat'î bir tarzda cevab veriyor.|[39](/mektubat/onikinci-mektûb/667/3/39/42#392)|
|ONÜÇÜNCÜ MEKTÛB
Ehl-i dünya ve ehl-i siyasetin bana ettikleri zulüm ve tazyîk karşısındaki sükût ve tahammülümü merak eden çok kardeşlerimin müteaddid suâllerine karşı, Eski Said lisânıyla ve Yeni Said’in kalbiyle verilmiş ibretli ve merak-âver bir cevaptır. Esâsı şudur ki: “Hàlık-ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, herşey kalbe bârdır, herkes de düşmandır. Felillâhilhamd, Rahmet-i İlâhiye yâr olduğu için; ehl-i dünyanın bana ettikleri envâ'-ı zulmü, o Rahmet-i İlâhiye envâ'-ı merhamete çevirmiştir.”
Serbestlik vesikası almak ve kanunsuz tazyîkattan kurtulmak için adem-i müracaatımın bir-iki mühim sebebini beyân eder. Hülâsası: Zâlim insanların mahkûmu değilim; belki ben, âdil kaderin mahkûmuyum; ona müracaat ediyorum. Hem, haksızlığı hak zanneden adamlara karşı hak da'vâ etmek, bir nev'i haksızlıktır ve hakka karşı bir nev'i hürmetsizliktir. Hem, dünya siyasetinden sırr-ı ictinâbımın sebebini, mühim bir hakikatle beyân ediyor.|[43](/mektubat/onüçüncü-mektûb/671/3/43/46#432)|
