İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 323 / 507
323

“Ey menhus gürûh! Eğer o müezzin-i a'zamın makamı kuyu dibi olsa; taş gibi câmid, hayatsız, kuvvetsiz olmak lâzım gelir. Ve kuyu basamaklarında ve minârenin derecelerinde görünen o olmamak lâzım gelir. Mâdem öyle görüyorsunuz; elbette o, kuvvetsiz, hakikatsiz, câmid olmayacak. Minâre başı onun makamı olacak. Öyle ise, ya siz onu kuyu dibinde göstereceksiniz – ki hiçbir cihette bunu gösteremezsiniz ve hiçbir kimseye orada bulunmasını dinletemezsiniz – veyâhut susunuz! Meydân-ı müdafaanız, kuyu dibidir. Sâir meydân ve uzun mesâfe ise, şu mübârek cemâatin meydânıdır; kuyu dibinden başka, o zâtı nerede gösterseler, da'vâyı kazanırlar.”

İşte şu temsîl gibi münâzara-i şeytânî mebhası, Arştan ferşe kadar olan uzun mesâfeyi hizbü'ş-şeytanın elinden alıyor ve hizbü'ş-şeytanı mecbur ediyor, sıkıştırıyor. En gayr-ı ma'kul, en muhâl, en menfûr mevkii onlara bırakıyor. En dar ve kimse giremeyecek bir deliğe onları sokuyor, bütün mesâfeyi Kur'ân nâmına zabtediyor.

Eğer onlara denilse: “Kur'ân nasıldır?” Derler: “Güzel ve ahlâk dersini veren bir insan kitabıdır.” O vakit onlara denilir: “Öyle ise Allah’ın kelâmıdır ve böyle kabûl etmeye mecbursunuz. Çünkü siz mesleğinizce, ‘Güzel’ diyemeyeceksiniz!”

Hem eğer onlara denilse; “Peygamberi nasıl bilirsiniz?” Derler: “Güzel ahlâklı, çok akıllı bir adam.” O vakit onlara denilecek: “Öyle ise îmâna geliniz. Çünkü güzel ahlâklı, akıllı olsa, alâ-külli hâl Resûlullâhdır. Çünkü sizin bu ‘güzel’ sözünüz, hududunuz dâhilinde değil; mesleğinizce böyle diyemezsiniz.” Ve hâkezâ... temsîldeki sâir işâretlere, hakikatin sâir cihetleri tatbik edilebilir.

İşte bu sırra binâen o şeytan ile münâzara edilen Birinci Mebhas, ehl-i îmânın îmânını muhâfaza etmek için Mu'cizât-ı Ahmediyeyi bilmeğe ve kat'î bürhânlarını öğrenmeğe muhtaç etmiyor. Ednâ bir emâre, küçük bir delil, onların îmânlarını kurtarıyor. Kuyu dibindeki esfel-i sâfilînde olmadığına, herbir hâl-i Ahmediye (A.S.M.), herbir haslet-i Muhammediye (A.S.M.), herbir tavr-ı Nebevî (A.S.M.), birer mu'cize hükmüne geçer, a'lâyı illiyînde bir makamı bulunduğunu isbât eder. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.