İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 248 / 507
248

Evet, hayatını senin hayatına fedâ edenin zevâl-i hayatını arzu etmek, ne kadar çirkin bir zulüm, bir vicdânsızlık olduğunu anla...

Ey derd-i maîşetle mübtelâ olan insan! Belki senin hânendeki bereket direği ve rahmet vesilesi ve musîbet dâfiası, hânendeki o istiskàl ettiğin ihtiyar veya kör akrabandır. Sakın deme: “Maîşetim dardır, idare edemiyorum.” Çünkü onların yüzünden gelen bereket olmasaydı, elbette senin dıyk-ı maîşetin daha ziyâde olacaktı. Bu hakikati benden inan. Bunun çok kat'î delillerini biliyorum; seni de inandırabilirim. Fakat uzun gitmemek için kısa kesiyorum. Şu sözüme kanâat et. Kasem ederim şu hakikat gayet kat'îdir; hattâ nefis ve şeytanım dahi buna karşı teslîm olmuşlar. Nefsimin inâdını kıran ve şeytanımı susturan bir hakikat sana kanâat vermeli.

Evet, kâinâtın şehâdetiyle, nihâyet derecede Rahmân, Rahîm ve Latîf ve Kerîm olan Hàlık-ı Zülcelâl’i Ve'l-ikram, çocukları dünyaya gönderdiği vakit, arkalarından rızıklarını gayet latîf bir sûrette gönderip ve memeler musluğundan ağızlarına akıttığı gibi; çocuk hükmüne gelen ve çocuklardan daha ziyâde merhamete lâyık ve şefkate muhtaç olan ihtiyarların rızıklarını dahi, bereket sûretinde gönderir. Onların iâşelerini, tamahkâr ve bahil insanlara yükletmez.

﴿ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ ﴾

﴿ وَكَاَيِّنْ مِنْ دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اَللّٰهُ يَرْزُقُهَا وَاِيَّاكُمْ ﴾

âyetlerinin ifâde ettikleri hakikati, bütün zîhayatın envâ'-ı mahlûkları lisân-ı hâl ile bağırıp o hakikat-i kerîmâneyi söylüyorlar. Hattâ değil yalnız ihtiyar akraba, belki insanlara arkadaş verilen ve rızıkları insanların rızıkları içinde gönderilen kedi gibi bazı mahlûkların rızıkları dahi, bereket sûretinde geliyor. Bunu te'yid eden ve kendim gördüğüm bir misâl: Benim yakın dostlarım bilirler ki; iki-üç sene evvel her gün yarım ekmek –o köyün ekmeği küçük idi– muayyen bir ta'yınım vardı ki, çok defa bana kâfî gelmiyordu. Sonra dört kedi bana misâfir geldiler. O aynı ta'yınım hem bana, hem onlara kâfî geldi. Çok kere de fazla kalırdı. İşte şu hâl o derece tekerrür edip bana kanâat verdi ki, ben kedilerin bereketinden istifade ediyordum. Kat'î bir sûrette ilân ediyorum: Onlar bana bâr değil; hem onlar benden değil, ben onlardan minnet alırdım.

Ey insan! Mâdem canavar sûretinde bir hayvan, insanların hânesine misâfir geldiği vakit berekete medâr oluyor; öyle ise mahlûkatın en mükerremi olan insan ve insanların en mükemmeli olan ehl-i îmân

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.