مَاذَا وَجَدَ مَنْ فَقَدَهُ ❀ وَمَاذَا فَقَدَ مَنْ وَجَدَهُ
Yani: “Cenâb-ı Hakk’ı bulan, neyi kaybeder? Ve Onu kaybeden, neyi kazanır?” Yani;“Onu bulan herşeyi bulur, Onu bulmayan hiçbir şey bulmaz, bulsa da başına belâ bulur.” Ne derece àlî bir hakikat olduğunu gördüm ve طُوبَى لِلْغُرَبَاءِ hadîsinin sırrını anladım, şükrettim.
İşte kardeşlerim, karanlıklı bu gurbetler, çendan nur-u îmânla nurlandılar; fakat yine bende bir derece hükümlerini icra ettiler ve şöyle bir düşünceyi verdiler: “Mâdem ben garîbim ve gurbetteyim ve gurbete gideceğim; acaba şu misâfirhânedeki vazifem bitmiş midir? Tâ ki sizleri ve Sözler’i tevkîl etsem ve bütün bütün alâkamı kessem.” fikri hâtırıma geldi. Onun için sizden sormuştum ki; “Acaba yazılan Sözler kâfî midir, noksanı var mı? Yani vazifem bitmiş midir? Tâ ki rahat-ı kalble kendimi nurlu, zevkli hakîki bir gurbete atıp, dünyayı unutup, Mevlâna Celâleddin’ in dediği gibi
دَانِى سَمَاعْ چِه بُوَدْ بِى خُودْ شُدَنْ زِهَسْتِى
اَنْدَرْ فَنَاىِ مُطْلَقْ ذَوْقِ بَقَا چَشِيدَنْ
deyip, ulvî bir gurbeti arayabilir miyim?” diye sizi o suâller ile tasdî' etmiştim.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Said Nursî ∗∗∗
