İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 207 / 507
207

Hem, tebliğ-i risalette ve nâsı hakka dâvette o derece metânet ve sebat ve cesâret göstermiş ki; büyük devletler büyük dinler, hattâ kavim ve kabilesi ve amucası ona şiddetli adâvet ettikleri hâlde; zerre mikdar bir eser-i tereddüd, bir telâş, bir korkaklık göstermemesi ve tek başıyla bütün dünyaya meydân okuması ve başa da çıkarması ve İslâmiyeti dünyanın başına geçirmesi isbât eder ki, tebliğ ve dâvette dahi misli olmamış ve olamaz.

Hem îmânda, öyle fevkalâde bir kuvvet ve hàrika bir yakìn ve mu'cizâne bir inkişaf ve cihanı ışıklandıran bir ulvî i'tikàd taşımış ki, o zamanın hükümrânı olan bütün efkârı ve akîdeleri ve hükemânın hikmetleri ve rûhâni reislerin ilimleri ona muârız ve muhâlif ve münkir oldukları hâlde; onun ne yakìnine, ne i'tikàdına, ne i'timâdına, ne itmi'nânına hiçbir şübhe, hiçbir tereddüd, hiçbir za'f, hiçbir vesvese vermemesi ve maneviyatta ve merâtib-i îmâniyede terakkî eden başta sahâbeler bütün ehl-i velâyet, her vakit, Onun mertebe-i îmânından feyz almaları ve Onu en yüksek derecede bulmaları, bilbedâhe gösterir ki; îmânı dahi emsâlsizdir.

İşte, böyle emsâlsiz bir Şerîat ve misilsiz bir İslâmiyet ve hàrika bir ubûdiyet ve fevkalâde bir duâ ve cihan-pesendâne bir dâvet ve mu'cizâne bir îmân sâhibinde, elbette hiçbir cihetle yalan olamaz ve aldatmaz diye anladı ve aklı dahi tasdik etti.

Dördüncüsü: Enbiyâların icmâı, nasıl ki vücûd ve vahdâniyet-i İlâhiyeye gayet kuvvetli bir delildir; öyle de, bu Zâtın doğruluğuna ve risaletine gayet sağlam bir şehâdettir. Çünkü: Enbiyâ Aleyhimüsselâm’ın doğruluklarına ve peygamber olmalarına medâr olan ne kadar kudsî sıfatlar mu'cizeler ve vazifeler varsa, o Zâtta en ileride olduğu tarihçe musaddaktır. Demek onlar, nasıl ki, lisân-ı kàl ile; Tevrat, İncil ve Zebûr ve suhuflarında bu Zât’ın geleceğini haber verip insanlara beşâret vermişler ki, kütüb-ü mukaddesenin o beşâretli işârâtından yirmiden fazla ve pek zâhir bir kısmı, Ondokuzuncu Mektûb’da güzelce beyân ve isbât edilmiş. Öyle de, lisân-ı hâlleriyle, yani nübüvvetleriyle ve mu'cizeleriyle, kendi mesleklerinde ve vazifelerinde en ileri, en mükemmel olan bu Zâtı tasdik edip da'vâsını imza ediyorlar ve lisân-ı kàl ve icmâ ile vahdâniyete delâlet ettikleri gibi, lisân-ı hâl ve ittifakla, bu Zâtın sâdıkıyetine şehâdet ediyorlar diye anladı.

Beşincisi: Bu Zâtın düsturlarıyla ve terbiyeti ve tebaiyetiyle ve arkasında gitmeleriyle; hakka, hakikate, kemâlâta, kerâmâta, keşfiyâta, müşâhedâta yetişen binler evliyâ, vahdâniyete delâlet ettikleri gibi; üstadları olan bu Zâtın sâdıkıyetine ve risaletine, icmâ ve ittifak ile şehâdet ediyorlar. Ve âlem-i gaybdan verdiği haberlerin bir kısmını,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.