İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 16 / 507
16

Cennet ve Cehennem pek çok uzaktırlar. Haydi ehl-i Cennet, lütf-u İlâhî ile berk ve burâk gibi uçarak haşirden geçerler, Cennete giderler. Fakat ehl-i Cehennem, sakîl cisimleri ve büyük ve ağır günahların yükleri altında nasıl gidecekler? Hangi vâsıta ile?

İşte hâtıra gelen şudur: Nasıl ki meselâ; Amerika’da, bütün milletler umumî bir kongreye dâvet edilse, her millet büyük gemisine biner, oraya gider.. öyle de; bahr-i muhît-i kâinâtta, bir senede yirmibeş bin senelik uzun bir seyahate alışan Küre-i Arz; ahâlisini alır, gider mahşer meydânına boşaltır. Hem, her otuzüç metrede bir derece-i harâret tezâyüd ettiği delâletiyle merkez-i arzda bulunan Cehennem ateşinin hadîsçe beyân olunan derece-i harâretine muvâfık ikiyüz bin derece-i harâreti taşıyan ve hadîsin rivâyâtına göre, dünyada ve berzahta büyük Cehennemin bazı vazifelerini gören ateşini Cehenneme döker; sonra emr-i İlâhî ile daha güzel ve bâkî bir sûrete tebeddül eder; Âhiret âleminden bir menzil olur.

Hâtıra Gelen İkinci Nükte: Sâni'-i Kadîr, Fâtır-ı Hakîm, Vâhid-i Ehad, kemâl-i kudretini ve cemâl-i hikmetini ve delil-i vahdetini göstermek için, pek az bir şeyle çok işleri görmek; pek küçük bir şeyle, pek büyük vazifeleri gördürmeyi âdet etmiştir. Bazı Sözler’de demiştim ki: Eğer bütün eşya bir tek zâta isnâd edilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık peydâ eder. Eğer eşya müteaddid sâni'lere, esbâblara isnâd edilse; imtina' derecesinde bir suûbet, bir müşkülât ortaya düşer Çünkü; bir zâbit gibi veya usta gibi bir tek zât, kesretli efrâda ve kesretli taşlara bir fiil ile, bir hareket ile ve sühûletle bir vaziyet verip bir netice hâsıl eder ki, eğer o vaziyeti alması ve o neticeyi istihsâl etmesi, o ordudaki efrâda ve o direksiz kubbedeki taşlara havâle edilse, pek çok fiillerle, pek çok müşkülâtla, pek çok karışıklıklarla ancak yapılabilir.

İşte şu kâinâttaki raks ve deverân, seyr ü cevelân ve temâşâ-i tesbih-feşân ve fusûl-i erbaa ve gece-gündüzdeki seyerân gibi ef'âl, eğer vahdete verilse, bir tek zât, bir tek emirle bir tek küreyi tahrîk ile, mevsimlerin değişmesindeki acâib-i san'atı ve gece gündüzün deverânındaki garâib-i hikmeti ve yıldızların ve Şems ve Kamerin sûrî hareketlerinde şirin temâşâ levhalarını göstermek gibi, o àlî vaziyetleri ve gâlî neticeleri istihsâl eder. Çünkü umum mevcûdât ordusu Onundur. İstese, Arz gibi bir neferi, umum yıldızlara kumandan ta'yin eder; koca Güneşi, ahâlisine ısıtıcı ve ışık verici bir lamba; ve elvâh-ı nukùş-u Kudret olan fusûl-i erbaayı da, bir mekik; ve sahâif-i kitabet-i Hikmet olan gece gündüzü de, bir yay yapar. Herbir gününe, ayrı bir şekilde bir kameri göstererek, evkàtın hesabı için takvimcilik yaptırır.. ve yıldızların kendilerine raksa gelen ve cezbeden rakseden melâikenin ellerinde, süslü ve şirin, parlak, nâzenîn misbâhlar sûretini

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.