İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 148 / 507
148

Yani: “Eğer alâmetleri, onun kadrine muvâfık derecesinde azametini ve makbûliyetini gösterse idiler; değil yeni ölmüşler, belki onun ismiyle çürümüş kemikler de ihyâ edilebilirdi.”

Üçüncü Hâdise: Başta İmâm-ı Beyhakî gibi râviler, Abdullâh İbn-i Ubeydullâhi'l-Ensârî’den haber veriyorlar ki, Abdullâh demiş: “Sâbit İbn-i Kays İbn-i Şemmas’ın Yemâme Harbi’nde şehîd düştüğü ve kabre koyduğumuz vakit, ben hazırdım. Kabre konurken, birden ondan bir ses geldi:

مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ وَاَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيقُ وَعُمَرُ الشَّهِيدُ وَعُثْمَانُ الْبَرُّ الرَّحِيمُ

dedi. Sonra açtık, baktık; ölü, cansız.” İşte o vakit, daha Hazret-i Ömer hilâfete geçmeden, şehâdetini haber veriyor.

Dördüncü Hâdise: İmâm-ı Taberânî ve Ebû Nuaym, delâil-i Nübüvvette, Nu'man İbn-i Beşîr’den haber veriyorlar ki: “Zeyd İbn-i Harice, çarşı içinde, birden düşüp vefât etti. Eve getirdik. Akşam ve yatsı arasında etrafında kadınlar ağlarken birden اَنْصِتُوا اَنْصِتُوا “Susunuz!” dedi. Sonra, fasîh bir lisânla: مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ diyerek bir mikdar konuştu. Sonra baktık ki; cansız, vefât etmiş.”

İşte, cansız cenazeler Onun risaletini tasdik etse; canlı olanlar tasdik etmese, elbette o “cânî” canlılar, cansızlardan daha cansız ve ölülerden daha ölüdürler!..

Amma; melâikelerin, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a hizmeti ve görünmesi ve cinnîlerin Ona îmân ve itâati, mütevâtirdir. Nass-ı Kur'ân ve çok âyâtla musarrahtır. Gazve-i Bedir’de beşbin melâike – nass-ı Kur'ân ile – önde, sahâbeler gibi ona hizmet edip, asker olmuşlar. Hattâ o melekler, melâikeler içinde, ashâb-ı Bedir gibi şeref kazanmışlar. Şu mes'elede iki cihet var:

Birisi: Cin ve melâikenin tâifeleri, hayvan ve insanın tâifeleri gibi, vücûdları kat'î ve bizimle münâsebetdâr olduğu, Yirmidokuzuncu Söz’de, iki kere iki dört eder derecesinde bir kat'iyyetle isbât etmişiz. Onların isbâtını, o Söz’e havâle ederiz.

İkinci Cihet: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın şerefiyle, eser-i mu'cizesi olarak, efrâd-ı ümmeti, onları görmek ve konuşmaktır.

İşte, başta Buhârî ve İmâm-ı Müslim, eimme-i hadîs, müttefikan haber veriyorlar ki: Bir defa melek, yani Hazret-i Cebrâil, beyaz libâslı bir insan

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.