kuru direğe dayanıp, okurdu. Minber-i Şerîf yapıldıktan sonra, minbere geçtiği vakit; direk tahammül edemeyerek hâmile deve gibi ses verip inleyerek ağladı.” Hazret-i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.” Sehl İbn-i Sa'd tarîkinde der: “Hem onun ağlaması üzerine, halklarda ağlamak çoğaldı.” Hazret-i Übeyy İbni'l-Kâ'b tarîkinde diyor: “Hem öyle ağladı ki, inşikak etti.” Diğer bir tarîkte, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm fermân etti: اِنَّ هٰذَا بَكَى لِمَا فَقَدَ مِنَ الذِّكْرِ Yani: “Onun mevkiinde okunan zikir ve hutbedeki zikr-i İlâhînin iftirakındandır ağlaması.” Diğer bir tarîkte fermân etmiş:
لَوْ لَمْ اَلْتَزِمْهُ لَمْ يَزَلْ هكَذَا اِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ تَحَزُّنًا عَلٰى رَسُولِ اللّٰهِ
Yani: “Ben onu kucaklayıp tesellî vermeseydim, Resûlullâhın iftirakından kıyâmete kadar böyle ağlaması devam edecekti.”
Hazret-i Büreyde tarîkinde der ki: Ciz' ağladıktan sonra, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, elini üstüne koyup fermân etti:
اِنْ شِئْتَ اَرُدُّكَ اِلَى الْحَائِطِ الَّذِى كُنْتَ فِيهِ تَنْبُتُ لَكَ عُرُوقُكَ وَيَكْمُلُ خَلْقُكَ وَيُجَدَّدُ خُوصُكَ وَثَمَرُكَ وَاِنْ شِئْتَ اَغْرِسُكَ فِى الْجَنَّةِ يَاْكُلُ اَوْلِيَاءُ اللّٰهِ مِنْ ثَمَرِكَ
Sonra, o ciz’i dinledi ne söylüyor; ciz' söyledi, arkadaki adamlar da işitti:
اِغْرِسْنِى فِى الْجَنَّةِ يَاْكُلُ مِنِّى اَوْلِيَاءُ اللّٰهِ فِى مَكَانٍ لاَ يَبْلَى
Yani, “Cennette beni dik ki; benim meyvelerimden Cenâb-ı Hakk’ın sevgili kulları yesin. Hem bir mekân ki, orada bekà bulup, çürümek yoktur.” Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm fermân etti: قَدْ فَعَلْتُ Sonra fermân etti: اِخْتَارَ دَارَ الْبَقَاءِ عَلٰى دَارِ الْفَنَاءِ İlm-i Kelâmın büyük imâmlarından meşhûr Ebû İshak-ı İsferânî naklediyor ki: “Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm direğin yanına gitmedi; belki direk onun emriyle, onun yanına geldi. Sonra emretti; yerine döndü.”
