Hattâ vâlideliğin en basit ve en ednâ derecesinde olan korkak tavuk, o şefkatin küçücük bir lem'asıyla yavrusunu müdafaa için ite atılır, arslana saldırır.
İşte böyle muhterem ve muazzez bir hakikati taşıyan bir vâlideyi, veledinin malından mahrum etmek, o muhterem hakikate karşı ne kadar dehşetli bir haksızlık, ne derece vahşetli bir hürmetsizlik, ne mertebe cinayetli bir hakaret ve Arş-ı Rahmeti titreten bir küfran-ı ni'met ve hayat-ı ictimâiye-i beşeriyenin gayet parlak ve nâfi' bir tiryâkına bir zehir katmak olduğunu, insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakîki insanlar anlar. Kur'ân-ı Hakîmin ﴾ فَلِاُمِّهِ السُّدُسُ ﴿ hükmünü, ayn-ı hak ve mahz-ı adâlet olduğunu bilirler.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Said Nursî ∗∗∗
