İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 297 / 507
297

bir kere, beşer kelâmı farzedilse, yani Arşa bağlanan o muazzam pırlanta yere atılsa; bütün mıhların kuvvetinde ve çok bürhânların metânetinde bir tek bürhân lâzım ki, Onu yerden kaldırıp, Arş-ı Maneviye çaksın. Tâ küfrün zulümâtından kurtulup, îmânın envârına erişsin. Hâlbuki buna muvaffak olmak pek güçtür. Onun için, senin desîsen ile şu zamanda, bîtarafâne muhâkeme sûreti altında, çokları îmânlarını kaybediyorlar.

Şeytan döndü ve dedi:

— Kur'ân, beşer kelâmına benziyor. Onların muhâveresi tarzındadır. Demek beşer kelâmıdır. Eğer, Allah’ın kelâmı olsa, Ona yakışacak, her cihetçe hàrikulâde bir tarzı olacaktı. Onun san'atı nasıl beşer san'atına benzemiyor; kelâmı da benzememeli?

Cevaben dedim:

— Nasıl ki, Peygamberimiz (A.S.M.) mu'cizâtından ve hasâisinden başka, ef'âl ve ahvâl ve etvârında beşeriyette kalıp, beşer gibi âdet-i İlâhiyeye ve evâmir-i tekvîniyesine münkàd ve mutî' olmuş. O da soğuk çeker, elem çeker ve hâkezâ... herbir ahvâl ve etvârında hàrikulâde bir vaziyet verilmemiş, tâ ki ümmetine ef'âliyle imâm olsun; etvârıyla rehber olsun; umum harekâtıyla ders versin. Eğer her etvârında hàrikulâde olsa idi; bizzat her cihetçe imâm olamazdı; herkese mürşid-i mutlak olamazdı, bütün ahvâliyle “Rahmeten li'l-âlemîn” olamazdı.

Aynen öyle de; Kur'ân-ı Hakîm, ehl-i şuûra imâmdır, cin ve inse mürşiddir, ehl-i kemâle rehberdir, ehl-i hakikate muallimdir. Öyle ise, beşerin muhâverâtı ve üslûbu tarzında olmak, zarûrî ve kat'îdir. Çünkü, cin ve ins münâcâtını ondan alıyor, duâsını ondan öğreniyor, mesâilini Onun lisânıyla zikrediyor, edeb-i muâşereti Ondan taallüm ediyor ve hâkezâ... herkes Onu merci' yapıyor. Öyle ise, eğer Hazret-i Mûsa Aleyhisselâm’ın Tûr-i Sînâ’da işittiği Kelâmullâh tarzında olsa idi, beşer bunu dinlemekte ve işitmekte tahammül edemezdi ve merci' edemezdi. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâm gibi bir ulü'l-azm, ancak birkaç kelâmı işitmeye tahammül etmiştir. Mûsa Aleyhisselâm demiş:

اَهٰكَذَا كَلَامُكَ؟ قَالَ اللّٰهُ: لِي قُوَّةُ جَمِيعِ الْاَلْسِنَةِ

Şeytan yine döndü, dedi ki:

Kur'ânın mesâili gibi çok zâtlar o çeşit mesâili din nâmına söylüyorlar. Onun için bir beşer, din nâmına böyle bir şey yapmak mümkün değil mi?

Cevaben Kur'ânın nuruyla dedim ki:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.