İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 210 / 507
210

ictimâiyede ve siyâsiyede en ileri olan milletlere ve hükûmetlere üstad ve rehber ve diplomat ve hâkim-i âdil olarak; şarktan garba kadar cihan-pesendâne idare eden ve “Sahâbe” nâmıyla dünyada nâmdâr olan cemâat-i meşhûrenin ittifak ile, can ve mallarını, peder ve aşîretlerini fedâ ettiren bir kuvvetli îmân ile tasdikleridir.

Üçüncüsü: Her asırda binlerle efrâdı bulunan ve her fende dâhiyâne ileri giden ve muhtelif mesleklerde çalışan ve ümmetinde yetişen hadsiz muhakkìk ve mütebahhir ulemâsının cemâat-i uzmâsının, tevâfuk ile ve ilmelyakìn derecesinde tasdikleridir. Demek bu Zâtın vahdâniyete şehâdeti; şahsî ve cüz'î değil, belki, umumî ve küllî ve sarsılmaz ve bütün şeytanlar toplansa, karşısına hiçbir cihetle çıkamaz bir şehâdettir diye hükmetti.

İşte, Asr-ı Saâdet’te aklıyla beraber seyahat eden dünya misâfiri ve hayat yolcusunun o medrese-i nurâniyeden aldığı derse kısa bir işâret olarak, Birinci Makamın onaltıncı mertebesinde böyle:

لَااِلٰهَاِلَّااللّٰهُ الْوَاجِبُ الْوُجُودِ الْوَاحِدُ الْاَحَدُ الَّذِى دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِهِ فِى وَحْدَتِهِ فَخْرُ الْعَالَمِ وَشَرَفُ نَوْعِ بَنِى آدَمَ بِعَظَمَةِ سَلْطَنَةِ قُرْآنِهِ وَحِشْمَةِ وُسْعَةِ دِينِهِ وَكَثْرَةِ كَمَالَاتِهِ وَعُلْوِيَّةِ اَخْلَاقِهِ حَتَّى بِتَصْدِيقِ اَعْدَائِهِ وَكَذَا شَهِدَ وَبَرْهَنَ بِقُوَّةِ مِئَاتِ الْمُعْجِزَاتِ الظَّاهِرَاتِ الْبَاهِرَاتِ الْمُصَدِّقَةِ الْمُصَدَّقَةِ وَبِقُوَّةِ آلَافِ حَقَائِقِ دِينِهِ السَّاطِعَةِ الْقَاطِعَةِ بِاِجْمَاعِ آلِهِ ذَوِى الْاَنْوَارِ وَبِاِتِّفَاقِ اَصْحَابِهِ ذَوِى الْاَبْصَارِ وَبِتَوَافُقِ مُحَقِّقِى اُمَّتِهِ ذَوِى الْبَرَاهِينِ وَالْبَصَائِرِ النَّوَّارَةِ

denilmiştir.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.