İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 21 / 507
21

fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakàik-ı İslâmiye gıdâdır. Eskiden kırk günden tut, tâ kırk seneye kadar bir seyr ü sülûk ile bazı hakàik-ı îmâniyeye ancak çıkılabilirdi. Şimdi ise Cenâb-ı Hakk’ın rahmetiyle, kırk dakikada o hakàika çıkılacak bir yol bulunsa; o yola karşı lâkayd kalmak, elbette kâr-ı akıl değil...

İşte, otuzüç aded Sözler, böyle Kur'ânî bir yolu açtığını, dikkatle okuyanlar hükmediyorlar. Mâdem hakikat budur; esrâr-ı Kur'âniyeye ait yazılan Sözler, şu zamanın yaralarına en münâsib bir ilâç, bir merhem ve zulümâtın tehâcümâtına ma'rûz hey'et-i İslâmiyeye en nâfi' bir nur ve dalâlet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğu i'tikàdındayım.

Bilirsiniz ki; eğer dalâlet cehâletten gelse izâlesi kolaydır. Fakat dalâlet, fenden ve ilimden gelse, izâlesi müşküldür. Eski zamanda ikinci kısım, binde bir bulunuyordu. Bulunanlardan ancak binden biri irşad ile yola gelebilirdi. Çünkü; öyleler kendilerini beğeniyorlar; hem bilmiyorlar, hem kendilerini bilir zannediyorlar. Cenâb-ı Hak şu zamanda, i'câz-ı Kur'ânın manevî lemeâtından olan ma'lûm Sözler’i, şu dalâlet zındıkasına bir tiryâk hâsiyetini vermiş tasavvurundayım.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.