İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 320 / 348
320

► (281) ◄ Bundan sonraki kısım Hazret-i Üstadın Kastamonu ve Emirdağı hayatında iken yazılan ve el yazma nüshalarda derc edilen mektûblardır

Bundan sonraki kısım Hazret-i Üstadın

Kastamonu ve Emirdağı hayatında iken yazılan ve

el yazma nüshalarda derc edilen mektûblardır. (∗)[^23]

[^23]:(∗) Hz. Üstadımız, el yazma nüshalarda Kastamonu Lâhikası'nda bulunan bu mektûbları, Ankara'ya yeni yazı neşri için gönderdiği Küçük Ali'nin (R.H.) nüshasında, Ahmed Nazîf'in (R.H.) bu mektûblarının etrafını işâretleyerek "Başka yerde neşredildiğinden burada neşredilmesin." diye yazmıştır. Böylece Barla Lâhikası'nda neşri Hz. Üstad tarafından münâsib görülmüş ve el yazma Barla Lâhikası'nda aynen dercedilmişlerdir.(M. Sungur)

(Risale-i Nur’un fa'âl bir şâkirdi olan, Ahmed Nazîf Çelebi’nin bir istihrâcıdır ve bir fıkrasıdır. Bunu, hem Birinci Şuâ’nın otuzikinci âyeti olarak ve hem Yirmiyedinci Mektûb’un fıkralarında kaydetmek münâsib görüldü.)

O kendisi diyor: Gelen âyetleri hâfızdan dinledim.

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

﴿ يَٓا اَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْرًا كَثِيرًا ❀ وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصِيلاً ❀ هُوَ الَّذِى يُصَلِّى عَلَيْكُمْ وَمَلٰئِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا ❀ تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُ سَلاَمٌ وَاَعَدَّ لَهُمْ اَجْرًا كَرِيمًا ❀ يَٓا اَيُّهَا النَّبِىُّ اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا ❀ وَدَاعِيًا اِلَى اللّٰهِ بِاِذْنِـه۪ وَسِرَاجًا مُنِيرًا ❀ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ بِاَنَّ لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَضْلاً كَبِيرًا ﴾

Bu âyetlerde Risale-i Nur’a îmâ ve remz ve belki işâret var, diye hissettim.

Evet, mâdem bu âyet gibi vazife-i risalet ve dâvete bakan âyetler, her asra bakıyorlar ve her asırda efrâdları ve mâsadakları var...

Ve mâdem bu âyetlerde, Resûl-i Ekrem’e (A.S.M.) verilen sıfatlar ve ünvânlar, her zamanda cereyanı ve herbir asırda hükmetmek haysiyetiyle ve ünvânların altında, mânâ-yı remziyle Risale-i Nur gibi, o vazifeyi yerine getiren eserler ve zâtlar, bu gibi âyâtın dâire-i şümûllerine girmeleri, Kur'ân’daki i'câz-ı manevîsinin şe'nidir.. belki muktezâsıdır ve lâzımıdır.

Mâdem Risale-i Nur, bu acîb asırda, müstesnâ bir sûrette bu âyetin işâret ettiği vazifeyi yapıyor ve mânâsının dâire-i külliyesinde bir ferdidir. Elbette müteaddid emâreler ve gizli karîneler ile diyebiliriz ki, bu âyette dahi, Birinci Şuâ’nın sâir otuzbir aded âyetleri gibi, Risale-i Nur’a mânâ-yı işâriyle bakar. Şöyle ki:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.