İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 93 / 348
93

► (103) ◄ Sözler hakkında Murad Efendi’nin fıkrasıdır

(Sözler hakkında Murad Efendi’nin fıkrasıdır)

Azîz Dost!

Deryâ-yı maâriften, semâ-yı irfana İlâhî bir hava ile coşup fışkıran ve semâ-yı irfandan zemin-i maârife İlâhî bir hava ile inen bârân-ı mârifeti ve feyezân-ı hikmeti, zemin ile âsumân arasında seyre dalmıştım. Bu sırada coşan deryânın ka'rından, sâhil-i beyâna bahâ takdir edilemeyen cevâhir geliyordu. Bunlardan bir mikdar olsun almaya iktidarım gelmiyor ve gelemiyordu. Yalnız görüp alabildiğim bir şey varsa bedî’in cilvesiyle, bedîiyâtın neş'esiyle hayrettir.

Murad ∗∗∗

► (104) ◄ Sabri’nin fıkrasıdır

(Sabri’nin fıkrasıdır)

Ondördüncü asrın elliikinci sâline yetişip, ahkâm-ı kat'iyyesiyle mü'mine berâet ve mücrime i'dâm-ı ebedî kararının infaz ve icrası gününe kadar, bâkî kalacak olan kavânîn-i ezeliye-i Sübhâniyeyi, bilkülliye hedm ve imha etmek âmâl-i bâtıla ve efkâr-ı münâfıkânesine kapılan ehl-i dalâlet, ilk hatvelerini atmak istedikleri sırada, keşf-i kable'l-vukû' olarak, işbu çelik kale tâbir ettiğimiz, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ın müfessir ve mümessili olan Nur deryâsı, zâhiren otuzüç aded, ma'nen otuzüç milyon elmas, inci ve mücevherât-ı mütenevvia ve müteaddideyi vücûda getirdikten sonra, asıl kalenin bu teşkilât-ı nurâniye ve mühimme dâiresinde tanzim ve tarsini iktiza ettiği hengâmda, ednâ bir amele olarak, yüzbin defa haddimin fevkınde olan şu kudsî vazifeye, bu abd-i âciz de ta'yin ve kabûl edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbâniyede mütâlaa ve riyâ olmasın, şu fânî vücûdumu ârâmsız ifnâ etsem, o mukaddes vazife dâiresinde, bir dakika müşerrefiyetime mukâbil ubûdiyet etmiş olamayacağımdan,

اِلٰهِى اَنْتَ ذُو فَضْلٍ وَمَنٍّ ❀ وَاِنِّى ذُو خَطَايَا فَاعْفُ عَنِّى

kaside-i şerîfesiyle arz-ı ubûdiyet etmekle iktifâ ettim.

Hulûsî-i sânî Sabri ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.