ki, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, âlem-i mânâda, bir medresede ona ders verdiğini görmüş. O ders-i maneviyeye binâen “İşârâtü'l-İ'câz” nâmındaki hàrika tefsiri yazmış. Bana bir gün dedi ki:
“Harb-i Umumî hâdisât ve netâicleri mâni olmasa idi, İşârâtü'l-İ'câz'ı, Allah’ın tevfiki ve izni ile altmış cild yazacaktım. İnşâallâh Risale-i Nur, âhiren o mutasavver hàrika tefsirin yerini tutacak.”
Üstadımla yedi-sekiz sene musâhabetim esnâsında mühim meşhûdâtım çoktur. Fakat اَلْقَطْرَةُ تَدُلُّ عَلَى الْبَحْرِ mûcibince, deryâya delâlet maksadı ile bu fıkra kâfî görüldü. Çünkü Üstadımdan iftirak zamanı idi, acele yazdım. Üstadım, وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ âyetinin sırrıyla çok defa yanlarında beni musâhib bulmak hakkını ve teveccüh duâsıyla yerine getireceklerine eminim...
Hâfız Hâlid (R.H.) ∗∗∗
► (134) ◄ Hulûsî Bey’in fıkrasıdır
(Hulûsî Bey’in fıkrasıdır)
Azîz, Muhterem, Müşfik ve Mükerrem Üstadım...
Bu defa irsâline inâyet buyurulan Risale-i Nur eczâlarının dört kısımlık fihristesini aldım. Daha evvel Otuzbirinci Mektûbun Onüçüncü ve Ondördüncü Lem'alarını almış, fakat ihtisaslarımı arza muvaffak olamamıştım. Fihristeler dört tarafımı aydınlattılar ve i'tikàdda bir olup, çok metîn hikmetlerle bazı a'mâlde ayrılıkları olan Dört Mezheb-i Hak gibi; bu fakire hakka, hakikate, sıdka, îmâna, nura, rızâya giden yolları gösterdiler. Hâdisât-ı dünyeviye meşgalesi, şimdiye kadar başımdan geçmemiş bir tarzda beni yormuş. Koca bir dâirenin maddî ve manevî ağır yükü altında tek başıma kaldığımdan çok bunalmıştım. Azîz Üstadımın Otuzbirinci Mektûbun Birinci Lem'asıyla tavsiye buyurduğu evrâdın kuvveti, Risale-i Nurun feyzi, müşfik Üstadımın müstecâb duâsı ve Üstadımın üstadı Hazret-i Gavs’ın Lillâhi'l-Hamd en küçük hâcetimi görecek kadar zâhir himmeti, mahzâ bir lütf ü fazl-ı İlâhî eseri olarak devam edebildiğim salavât-ı şerîfe berekâtıyla zuhûr eden imdâd-ı Risalet-penâhî ve Cenâb-ı Allah’ın nihâyetsiz in'âm ve ihsân ve inâyeti sâyesinde yüzbinler hamd ve şükürler olsun ye'se ve fütûra düşmekten kurtulmuş; yalnız, huzur-u manevînize birkaç satırlık arîza ile çıkmak geç kalmıştır. Hakikaten, elmas kalemli çok kıymetli kardeşlerimin –âsâr-ı Nurun cem'
