birini birer vazife ile tavzif ve ecel-i âlemin hulûlünde mes'ûliyet noktasında bu dünyada acz ve fakr ve za'f ve ihtiyacını fehm ve idrak ederek, kavânîn-i ezelîye ve desâtir-i Rabbâniyeye imtisal ve ittibâ' edenlere şu mevzû-i bahs Cennet gibi bir ni'met ile i'zâz edecek ve ale'l-husus Cennette en büyük ni'met, Cemâl-i bâ-Kemâl-i Rabbâniyeyi müşâhede ve müşerrefiyet-i uzmâ olduğundan, şu fânî âlemdeki herşey binnetice Cennete nâzır ve hayran olduğu ve şu hakàikın menba'ı olan Furkàn-ı Mübîn ve Kur'ân-ı Azîmin ebvâb-ı müteaddidesini feth ve esrâr-ı gûnâ-gûnuna ıttılâ' ile deryâ-i hakàika dalmak herkese müyesser olmadığından, beş suâl ve beş cevab miftâh-ı hakîkisiyle o künûz-u mütenevvia kapılarını açıp pek yakından ve kemâl-i sarâhatle gösterilmesi ciheti, değil bu abd-i âcizin kàsır aklı, belki oldukça yüksek zekâlara mâlik olanların bile takdirine hakkıyla şâyân olduğunu kàil ve kàniim.
Sabri ∗∗∗
► (033) ◄
Kemâl-i ulviyet ve kıymet-i bînihâyesini arz ve ifâdeden âciz bulunduğum şu Sözler’deki àlî ve azîm üslûb ve gayeler, bu abd-i pür-kusuru ihyâ ve âdeta “ba'sü ba'de'l-mevt” hâline getirdi ve “Siyah Dutun Bir Meyvesi” nâmıyla müsemmâ, Avrupa meftûnlarına endaht edilen altun topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.
Sabri ∗∗∗
► (034) ◄
Yirminci Mektûb’u yazarken vaktimin adem-i müsâadesi cihetiyle çabuk yazmağa fazlaca sa'y ettiğimden sathî bir nazar ve kırâat edildi. Derince düşünüp zihnimde takarrür ettiremedim ise de, müsâade-i fâzılâneleri ile şu hakikati arza ictisâr ediyorum ki, bu Mektûb-u azîmü'l-mefhûm, şimdiye kadar tesyâr buyurulan umum Nur Risalelerinin hülâsatü'l-hülâsa zübdesi ve menba'-ı amîki olduğuna müşâhedemle beraber; tafsilât ve teşrîhât hususunda dahi zevi'l-akıl olanlar için İbare-i Arabî ile tahrir buyurulan ve yedi fıkra-i mânidâr ve Türkçe meâllerinde münderic olduğuna kanâat-ı kâmilem mevcûd bulunduğunu arz ile başkaca bir arzu daha uyandırdı ve dedim: “Ah, Hudâ-yı Müteâl ve Vâhibü'l-A'mâl ve'l-âmâl Hazretleri tevfikat-ı Samedânîsini ihsân buyursa da, Üstad-ı àlî-kadrimden “fenn-i ilm-i kelâm”ı taallüm ile tefeyyüz edebilsem.” dedim ve bu arzu kalb-i bendeleride ilelebed merkûz kalacaktır ki, bu da kıymet-i bîpâyânını hissedip ulviyet ve kudsiyetini hakkıyla ifâdeden âciz bulunduğum Yirminci Mektûb-u merğûbdan mütevelliddir.
Sabri ∗∗∗
