İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 224 / 348
224

► (211) ◄ Hulûsî Bey’e yazılan bir mektûbdur

(Hulûsî Bey’e yazılan bir mektûbdur)

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ وَعَلَيْكُمُ السَّلاَمُ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ ضَرْبِ ذَرَّاتِ وُجُودِكُمْ فِى عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ عُمْرِكُمْ

Azîz Kardeşim, Hamiyetli Arkadaşım, Gayretli Talebem, Sevgili biraderzâdem!

Senin güzel mektûbun bana şifâlı oldu. Ben ziyâde rahatsız iken onu okudum, bana bir sürûr verdi, o sürûr dahi o hastalığa bir hìffet verdi. Şu hastalığın sırrı, insanlardan istiğnâya dair sana yazdığım mektûbun kerâmetidir. Çünkü o mektûbu bir gün iki-üç zâta, onların hediyelerinin adem-i kabûlüne medâr olmak için okudum. Aynı günde o zâtın hânesine gittim. Az bir yemek getirdi, arkadaşlarımın hatırları için bir parça yedim. Hiç hâtırıma gelmedi ki, o günde o hakikatli mektûbu o yemek sâhibine okudum, şimdi muhâlefet ediyorum. Yemekten sonra hâtırıma geldi. Fakat hediye kabûl edemiyorum, belki yemek yenilir tahmin ettim.

Fakat ﴾ يَقُولُونَ مَا لاَ يَفْعَلُونَ  ﴿ altına girdiğimden öyle bir şiddetli tokat yedim ki, bu dört senede böyle hastalık görmemiştim. Fakat Cenâb-ı Hakk’a şükrettim ki, bir-iki senedir bazı emâreler ve hâdiseler ile zannettiğim bir hakikat, bu tokat ile gayet kat'iyyetle göründü.

Şeyh Mustafa’ya benim tarafımdan geçmiş olsun de ve şu hikâyeyi ona söyle:

Eskide iki ciddi âhiret kardeşleri var imiş. Biri hasta düşer, ötekisi ziyaretine gitti. Duâ eder, hasta iyi olmaz. Öyle ise sen kalk, ben yatacağım demiş. Hasta kalkmış, onun yerine hasta olarak yatmış. Her ne ise... Demek Şeyh Mustafa ile kardeşliğimiz ciddileşmiş ki, ben hastalığına duâ ettim, kabûl olmadı. Fakat birkaç gün devamı mukadder olan hastalığının bir parçası bana verildi. İnşâallâh ona bir parça hìffet gelmiştir.

Sözler hakkında hüsn-ü şehâdetiniz bana büyük bir tesellî verdi. Vazifemin bitmediğine dair bürhânlarınız gayet kuvvetlidirler, lâkin ben gayet kuvvetsizim. Fakat Cenâb-ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.

Cemâate Sözleri okumak zamanında sendeki hissiyat-ı àliye ve fazla inkişaf ve fedâkârâne hamiyet-i diniye galeyânının sırrı şudur ki:

Velâyet-i kübrâ olan veraset-i Nübüvvetteki makam-ı tebliğin envârı altına girdiğin içindir. O vakit sen, dellâl-ı Kur'ân Said’in vekili, belki ma'nen aynı hükmüne geçtiğin içindir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.