İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 214 / 348
214

eyledi. Nasıl duâgû olmayalım, ol Hazret-i Dellâl-ı Kur'ân’a ki, isyanımıza bakıp, bizleri halka-i irşadından haric ve hâl-i aslîmizde bırakmadı ve inşâallâh iki cihanda da bırakmayacaktır.

Sevgili Üstad, her iki parçayı istinsah ederken, kalbime geldi ki, asıllarını taklid etmeyeyim. Zîra, üzerlerinde zâhir olan ezhâr-ı tevâfuku, cilve-i bedâyi' başka tarzda kendini nasıl gösterecek dedim. Ve takdim-i âcizânem olan iki nüshadaki san'at-ı bedîa, akıl ve isti'dâd-ı beşerden pek uzak bir tarzda, güyâ tezgâhında ölçülerek, biçilerek, her harfi bir vezn-i kasdî ile zuhûr ettiğini gösteriyor. Ve şu zamanın akıldan uzak eblehlerine ma'nen diyorlar ki; bizim hâlen üzerimizde tecellî eden cilve-i cemâli, aklınızla ölçemezsiniz. Yalnız gözleriniz varsa görebilirsiniz.

Evet, baharda zeminin yüzünde san'at-ı Rabbâniye ile her tarafta sündüs-misâl çiçeklerin açılmaları; cüz'î şuûru olan kimse, bir kàdir-i mutlak olan Zât-ı Zülcelâl’den başkasına veremez. Öyle de, risaleler umumiyetle Kur'ân ömrünün asırlar, senelerinden ondördüncü asır nevrûz-u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar. Arı kadar aklı olan, bu baharda bu çiçeklerden istifade etmezse ne denir? Ve koca baharı görmeyen ehl-i basîrete ne denir? Ve görüp de kendini kışta zemherire atana ne denir?.. Heyhât... Kendine zîşuûr ve ehl-i fikir ve ehl-i basîret süsü verenlere!..

Var ol, ey sevgili Üstad! Sen bu Kur'ânî elmaslar ile, o koca baharın mübeşşirisin. “Cenâb-ı Hak, maksûd ve muradınıza nâil buyursun, âmîn.” duâsıyla dest ü dâmen-i muallâlarını öperim Efendim Hazretleri.

Fakir talebeniz Ali ∗∗∗

► (202) ◄

Sâlifü'z-zikr eserler hakkında bir arîzacık da bu fakir ve âciz talebeniz takdim-i huzur-u fâzılâneleri niyetinde isem de, esâsen emel ve gayelerimiz bir olduğu için, Hâfız Ali Efendi kardeşimin şu mektûbunun meâlini tekrar ile iktifâ eylediğimi arz ve hâk-i pây-i ekremîlerini öperim Efendim.

Pür-kusur talebeniz

Hulûsî-i Sânî ∗∗∗

► (203) ◄ Hulûsî Bey’in fıkrasıdır

(Hulûsî Bey’in fıkrasıdır)

Azîz ve Muhterem Üstadım!

Nurların intişarında berk gibi bir sür'at lâzım gelirken, cüz'î bir betâetten her zaman esefle bahsettiğim, ma'lûm-u àlîleridir. Yakın vakitte bazı müştâklar daha, söz dâiresine iltihak ettiler. Kalbime gelen bir ihtarla keyfiyet-i intişarı düşündüm ve şu hakikatleri hissettim. Hattâ kàni oldum:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.