► (056) ◄ Şu iki fıkra Husrev’indir
(Şu iki fıkra Husrev’indir)
Şimdiye kadar emsâline tesâdüf etmediğim bu güzel ve yüksek Sözler’i birdenbire kavramak herkese müyesser olamayacağı için affımı ricâ ediyorum. Duânız berekâtıyla bir gün gelip ona da Cenâb-ı Hakk’ın muvaffak buyuracağı ümîdini taşıyorum. Ve beni zât-ı àlînize tevdî' eden ve Sözler’i yazmaklığıma ruhsat veren Cenâb-ı Hakk’a milyarlarca hamdediyor ve şükrediyorum.
Husrev ∗∗∗
► (057) ◄ Kezâ Husrev’in
(Kezâ Husrev’in)
Risalelerin yüksekliğine ve güzelliğine ve latîfliğine âciz lisânımla, kısa aklım ile ve zaîf idrakimle hayrette kaldığım şöyle dursun, bilâ-kayd her okuyanı bizzarûre tahsine sevk ediyor. Cenâb-ı Hakk’a ne kadar hamdeylesem, şükreylesem bu lütûfların hakkını ödeyemem.
Husrev ∗∗∗
► (058) ◄ Şu fıkra Hâfız Zühtü’nündür
(Şu fıkra Hâfız Zühtü’nündür)
Nur bahçesinin nurlu meyvelerinden iki tanesini daha koparmağa muvaffak oldum. Bu meyvelerin muhtevî bulunduğu lezzeti, kàsır lisânımla şimdi ifâde edebilmekten çok âciz bulunuyorum. Nebi-yi âhirü'z-zaman Aleyhi Ekmelü's-salâtü Vesselâm’ın huzur-u saâdetine ve pâk, latîf Sohbet-i Nebeviyeleriyle müşerref olmak zevkini idrak ettiren bu kıymetdâr Ondokuzuncu Mektûbu mütâlaa etmekten bir türlü doyamıyorum. Bilcümle Risaletü'n-Nurun takdir ve tevkîri hususunda söz söyleyebilmekten kalemim âciz ve nâkıstır. Cenâb-ı Vâhibü'l-Atayâ’dan dilerim ki, Nur bahçelerinin meyvelerinin hepsinden tatmağa arkadaşlarım gibi âcizlerini de muvaffak kılsın.
Hâfız Zühtü ∗∗∗
