İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 145 / 348
145

► (142) ◄ Risale-i Nur’un tesvîd ve tebyizinde çok hizmeti sebkat eden Şamlı Hâfız Tevfik’in Risale-i Nur’un hakkâniyetine dair istihrâcî bir fıkrasıdır

(Risale-i Nur’un tesvîd ve tebyizinde çok hizmeti sebkat eden Şamlı Hâfız Tevfik’in Risale-i Nur’un hakkâniyetine dair istihrâcî bir fıkrasıdır.)

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Ma'lûm olsun ki: “Zübdetü'r-Resâil Umdetü'l-Vesâil” nâmında Kutbu'l-Ârifîn Ziyaeddin Mevlâna Şeyh Hâlid’in (Kuddise Sırruhu)nun “Mektûbat” ve “Resâil-i şerîfe”lerinden muktebes nesâyih-i kudsiyenin tercümesine dair bir risaleyi, onüç sene mukaddem Bursa’da Hocam Hasan Efendi’den almıştım, nasılsa mütâlaasına muvaffak olamamıştım. Tâ bugünlerde kitaplarımın arasında bir şey ararken elime geçti. Dedim: “Bu Hazret-i Mevlâna Hâlid, Üstadımın hemşehrisidir. Hem İmâm-ı Rabbânî’den sonra Tarîk-ı Nakşî’nin en mühim kahramanıdır, hem Tarîk-ı Hâlidiye-i Nakşiyenin pîridir.” Risaleyi mütâlaa ederken, Hazret-i Mevlâna’nın tercüme-i hâlinden şu fıkrayı gördüm:

Ashâb-ı Kütüb-ü Sitte’den İmâm-ı Hâkim “Müstedrek”inde ve Ebû Dâvud “Kitab-ı Sünen”inde, Beyhakî “Şuab-ı Îmân”da tahric buyurdukları:

اِنَّ اللهَ يَبْعَثُ لِهٰذِهِ الْاُمَّةِ عَلٰى رَاْسِ كُلِّ مِائَةِ سَنَةٍ مَنْ يُجَدِّدُ لَهَا دِينَهَا

Yani: “Her yüz senede Cenâb-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor.” hadîs-i şerîfine mazhar ve mâsadak ve muzhir-i tam olan Mevlâna Eşşehîr, Kutbu'l-Ârifîn, Gavsü'l-Vâsılîn, Vâris-i Muhammedî, Kâmilü't-Tarîkati'l-Àliye Ve'l-Müceddidiye Hâlid-i Zülcenâheyn (kuddise sırruhu) ilâ âhir...

Sonra Tarihçe-i Hayat’ında gördüm ki, tevellüdü, bin yüz doksanüç tarihindedir. Sonra gördüm ki, bin ikiyüz yirmidört tarihinde saltanat-ı Hind’in pâyitahtı olan Cihanâbâd’a dâhil olmuş, Abdullâh Dehlevî Hazretlerinden aldıkları füyûzât-ı maneviye ile Tarîk-ı Nakşî silsilesine girip müceddidliğe başlamış. Sonra bin ikiyüz otuzsekizde ehl-i siyasetin nazar-ı dikkatini celbettiğinden, vatanını terk ederek diyar-ı Şam’a hicretle gitmiştir.

Hem içinde gördüm ki: Hazret-i Mevlâna’nın nesli, Hazret-i Osman bin Affân Radıyallahu Anh’a mensûbdur.

Sonra gördüm ki; tercüme-i hâlinde isti'dâd-ı fıtrî ve kàbiliyet-i hàrika ile sinni yirmiye bâliğ olmadan evvel a'lem-i ulemâ-i asr ve allâme-i vakit olmuş, Süleymaniye kasabasında tedrîs-i ulûm ile iştigâl eylemiştir.

Sonra Üstadımın tarihçe-i hayatını düşündüm, baktım; dört mühim noktada tevâfuk ediyorlar:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.