İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 286 / 348
286

► (250) ◄ Said Nursî’nin bir fıkrasıdır

(Said Nursî’nin bir fıkrasıdır)

بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ

Azîz, Sıddık, Hakikatli Âhiret Kardeşim ve Ciddi ve Kuvvetli Arkadaşım!

Kur'ân-ı Hakîm’in baş hâşiyelerinde, Âyât-ı Kur'âniyenin adedi altıbin altıyüz altmışaltı olmakla, envâr-ı Kur'âniye ve hakikat-i Furkàniye eyyâm-ı şer'iye ile altıbin altıyüz altmışaltı sene kadar, küre-i arzda hükmü cereyan edeceğine işâret ettiğine dair suâlinize, o vakit zihnim başka yere müteveccih olduğu için, izâhlı bir cevab veremedim. Sonra bana ihtar edildi ki: “Âsım’ın suâli ehemmiyetlidir, cevab ver!” Ben de o ihtara binâen, üç esâsla bir parça izâh edeceğim:

Birinci Esâs: Nasıl ki nur-u Muhammedî ve hakikat-i Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm, dîvân-ı nübüvvetin hem fâtihası, hem hâtimesidir. Bütün enbiyâ onun asl-ı nurundan istifaza ve hakikat-i dininin neşrinde onun muînleri ve vekilleri hükmünde oldukları ve Nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Âdem’den, tâ Zât-ı Mübârekine müteselsilen tezâhür edip neşr-i Nur ederek, intikal ede ede tâ zuhûr-u etemmle kendinde cilveger olmuştur.

Hem mâhiyet-i kudsiye-i Ahmediye, Risale-i Mi'râc’da kat'î bir sûrette isbât edildiği gibi, şu şecere-i kâinâtın hem çekirdek-i aslîsi, hem en âhir ve en mükemmel meyvesi olmuş. Öyle de hakikat-i Kur'âniye zaman-ı Âdemden şimdiye kadar, Hakikat-i Muhammediye (A.S.M.) ile beraber, müteselsilen enbiyâların suhuf ve kütüblerinde nurlarını neşrederek, gele gele tâ nüsha-i kübrâsı ve mazhar-ı etemmi olan Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân sûretinde cilveger olmuştur.

Bütün enbiyânın usûl-ü dinleri ve esâs-ı şerîatları, hülâsa-i kitapları Kur'ânda bulunduğuna, ehl-i tahkîk ve ehl-i hakikat ittifak etmişler. Bu sırra binâen fetret-i mutlakanın zamanı ihrac edildikten sonra, rivâyet-i meşhûre ile zaman-ı Âdem’den tâ kıyâmete kadar, eyyâm-ı şer'iye ile tâbir edilen yedibin seneden, fetret-i mutlakanın zamanı tarh edildikten sonra altıbin altıyüz altmışaltı sene kadar, Din-i İslâmın sırrını neşr eden hakikat-i Kur'âniye, küre-i arzda ayrı ayrı perdeler altında neşr-i envâr edeceğine, âyâtın adedi işâret ediyor demektir.

İkinci Esâs: Ma'lûmdur ki, küre-i arzın mihveri üstündeki hareketi ile gece gündüzler ve medâr-ı senevîsi üstündeki hareketi ile seneler hâsıl oluyor. Güneşle beraber herbir seyyârenin, belki sevâbitin ve Şemsü'ş-şümûs’un dahi, herbirinin mihveri üstünde eyyâm-ı mahsûsalarını gösteren

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.