► (272) ◄ 11 Temmuz 1934 Çarşamba
(11 Temmuz 1934 Çarşamba)
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَـاتُهُ
Azîz, Sıddık, Müdakkik, Meraklı Kardeşim Re'fet Bey!
Sizin gibi hoş-sohbet bir kardeşimi haksız olarak suâl sormamaya ve sükûta dâvet ediyordum. Çendan bu dâvette mâzûrum, belki mecburum. Çünkü, bugün dört saat mütemâdiyen kâtibi bekledim ki bir mektûb yazacağım, olmadı. Tâ ben yirmi dakikadaki mesâfeye gittim. Bağ suyu başında bularak uykusuz yorgun buldum. Onu aldattım, az bir işim var dedim. Hâlbuki on dakika zannedip iki saat zarûrî yazılar yazdırdım. Zâten kafam da yorgun ve istirahate muhtaçtır. Fakat Re'fet gibi bir müştâkı susturmanın cezası olarak bir tokat yedim.
Senin bu hafta edeceğin kolay, latîf suâline bedel, Senirkentli arkadaşlarımız müz'ic, eski Said’in kuvve-i hâfızasına havâle edilecek acîb suâlleri sordular. Dedim kendi nefsime müstehak oldu, sen Re'fet’i dinlemedin, işte bunları dinle! Hâlbuki onlara cevab vermek lâzım geliyor; çünkü onlara böyle mes'elelerde dinsizler ilişiyorlar. Mecburî gayet muhtasar ve nâkıs ve kısa cevab yazdım. Fakat yine Re'fet’in hatırı için yazdım.
O cevabı, bundan evvel dört suâle cevab ve “muğayyebât-ı hamse”ye dair Sabri Efendi ve Hâfız Ali’nin suâllerine dair kısa cevabı Husrev ile beraber okuyunuz. Münâsib görürseniz üçü birden ya Onaltıncı Lem'a veya yazılmayan Ondördüncü Mektûb makamına kàim edilsin. Hem yanlış var ise tashih edersiniz. Çünkü, cevabların aslı sünûhât olmakla beraber tafsilâtında fikrim karışarak yanlış edebilir.
Hâfız Ahmed Efendi Ondokuzuncu Mektûb’u yazacaktı, acaba başladı mı? Ona çok selâm ediyorum. Yazı hizmeti ehemmiyetlidir, kaç cihette ibâdettir. Senin mübârek hânenizdeki masûmlara duâ ediyorum. Ve ma'lûm ders arkadaşlarına çok selâm ediyorum. Keçeci Şeyh Mustafa Efendi bazı risaleleri yazıyordu. İnşâallâh böyle kudsî hizmete öyle mübârek zâtlar iştirâk ederler. Ona da bilhassa selâm ediyorum ve duâsını istiyorum. Hacı İbrahim Efendi ve Bedreddin’i, Re'fet’i tahattur ettikçe ekseriyetle onları hatırlıyorum. Onlara da bilhassa selâm ediyorum.
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
