çok zamanlar dâim ve kàim buyursun. Ve siz Üstadımı, sizi sevenlerin ve dellâllığında bulunduğunuz nidâlarınızı işitmek ve dinlemek, okuyup yazmak, mûcibince hareket ve amel etmek heves ve iştiyakında bulunan kardeşlerimin başından eksik buyurmasın. Âmîn, bihürmeti Seyyidi'l-Mürselîn...
Âsım (R.H.) ∗∗∗
► (125) ◄ Re'fet Bey’in fıkrasıdır
(Re'fet Bey’in fıkrasıdır)
Muhterem Üstadım!
Bu remizler, öyle hayret-bahş ve hàrika-nümâ eserlerdir ki; okuyan ilim âşıklarına ezvâk-ı nâmütenâhî ve hissiyat-ı ulviye-i rakìka bahşetmektedir. Bu hissiyat-ı àliye ile hayatımız o kadar tazelendi ki, –yeni hayatımızda sâbit-kadem olmak şartıyla– Hallâk-ı Azîmden uzun ömürler temennî ediyorum. Zîra mütâlaasına doyamıyorum. Ne kadar okursam okuyayım, diğer bir okuyuşumda okumamış gibi oluyorum ve yeni bir eser okur gibi oluyorum. Hadsiz bir zevk-i manevî ve nihâyetsiz bir hazz-ı rûhî ile okuyorum.
İşte gerek Sözler ve Mektûbat ve gerekse remizlerin en hàrika vasfı, zannedersem bu ince noktada olsa gerektir. Âsâr-ı sâireyi bir defa okuyunca, ikinci bir defa okumağa o kadar heves uyanmıyor. Kur'ân-ı Hakîm’in envârını ne kadar okursam okuyayım, def'-i cû' edemiyorum. Bilhassa remizler, fakiri çok teshìr ve hayrete müstağrak kıldı. Ve onları derhâl yazıyorum.
Re'fet ∗∗∗
► (126) ◄ Ahmed Husrev’in fıkrasıdır
(Ahmed Husrev’in fıkrasıdır)
Bizi tarîk-ı Hakta dolaştıran, manevî yaralarımızı tedâvi eden, hakikat uğrundaki düşüncelerimize bir kat daha metânet veren, bugünün şeytankârâne tehdidâtına rağmen cesâretimizi takviye eden ve her hususta rûh ve kalblerimizi îmân ve hakikat nuruyla nurlandıran ve sa'yimizde teşci' eden ve Kur'ân-ı Hakîm’in iki âyetini ihtiva eden Otuzbirinci Mektûbun Birinci ve İkinci Lem'alarını ve Yirmidokuzuncu Mektûbun Sekizinci Kısmından İkinci Remzi’ne ait mühim bir i'câzı da aldık, okuduk. Aldığımız manevî feyzi, benim gibi yoksul bir talebenizin kalb ve kaleminin haddi
