namazda ﴾ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ﴿ sırrı, öyle bir düğme olarak gösteriliyor ki; her mü'min kendi vücûd âleminde bir elektrik fabrikası görüyor ve düğmesini açınca bütün dünyayı ziyâ ile gösteriyor.
Sevgili Üstadım! Cenâb-ı Hak bu kıymetli eserleri kıyâmete kadar mü'min kullarına yetiştirsin, duâsıyla hatm-i kelâm eylerim efendim.
Kusurlu talebeniz
Hâfız Ali ∗∗∗
► (159) ◄ Yeni mühim bir kardeşimiz Müftü Ahmed Feyzi Efendi’nin fıkrasıdır. Bu fıkra çendan şahsıma bakıyor. O zât şahsımı görmemiş, dellâllığım eseri olan Risaleleri gördüğünden, haddimden pek çok fazla olan senâ ve medhi, Risalelere ve esrâr-ı Kur'ân’a ait olduğu için kabûl ettim
(Yeni mühim bir kardeşimiz Müftü Ahmed Feyzi Efendi’nin fıkrasıdır. Bu fıkra çendan şahsıma bakıyor. O zât şahsımı görmemiş, dellâllığım eseri olan Risaleleri gördüğünden, haddimden pek çok fazla olan senâ ve medhi, Risalelere ve esrâr-ı Kur'ân’a ait olduğu için kabûl ettim.)
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Hamd-i bînihâye Kerîm-i Müteâl’e, salât ü selâm Habîb-i Zülcelâl'e ve Onun âl ve ashâbına.
Ey bâkîye vâsıl olmuş fânî! Ve ey matlûbun bâb-ı rahmetinde oturan mahbûb! Ve ey derecâtın ekmeli olan sıfat-ı abdiyete sülûk edebilmiş bahtiyar! Ve ey şems-i tâbân-ı Zülcemâl’in karanlıklara aksettirdiği ziyâyı hidayet! Ve ey Habîb-i Kuddûs’ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şehâb-ı şa'şaa-nisâr! Hatîât ve ma'siyet deryâsının korkunç dalgaları arasında inleyen, Hàlık-ı Kerîm’in bunca eltâfını nankörlükle karşılamaktan başka bir vaziyeti bulunmayan bu ednâ-yı mevcûdât, nâil olduğun derece-i makbûliyetten bir katresinin olsun, kendine ihdâsını, senin şefkat ve kereminden bekliyor. Ne olur beni kendine alıp, hizmetinle müşerref kılsan! Ne olur, Habîb-i Kibriyâ’ya benim de kendisinin hizmetine intisabım için ve Onun uşşâkının asğarı ve hikmet ve nurunun dellâlı olmaklığım için yalvarsan, ah!..
Her ân ayaklarının altını öpmek
ateşiyle mütehassir ve nâlân,
ahkar-ı mahlûkat
Ahmed Feyzi ∗∗∗
