İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 257 / 348
257

► (231) ◄ Husrev’in fıkrasıdır

(Husrev’in fıkrasıdır)

Azîz Üstadım!

Cemaziyelâhir ayında vukû' bulan ﴾ وَاِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْ ﴿ âyetinin ifâde ettiği hâlâtın bir nümûnesini izâh eden hâdisât-ı semâviye ile, Kur'ân’ın semâsında parlayan lafza-i Celâl yıldızlarının acîb ve tatlı tevâfuklarını ders veren o kıymetdâr mektûbunuzu, Hâfız Ali kardeşimiz de dâhil olduğu hâlde Re'fet, Bekir, Lütfi, Rüşdü, Keçeci Mustafa Efendi ve ağabeyim Ali Efendi ile beraber okuduk. O gece meclisimiz pek tatlı idi. Hâdisât-ı semâviyeyi hayret ve taaccüble ve pek büyük bir sevinçle karşılayarak, mele-i a'lânın bayramlarına biz de iştirâk etmiştik.

Nasıl ki bu hâdise-i semâviyenin birinci def'a vukû'u, (başta insan sûretinde yapılmış Hubel tâbir ettikleri büyük putlarıyla 360 putu ilâh kabûl eden) müşrikîn-i Kureyş’in helâkine netice vermişti. İnşâallâh bu ikinci vukû'da 14’üncü Asr-ı Muhammedîde ve Avrupa terakkiyâtı ile iftihar ettiği ve yirminci asır nâmını alan bugünde, ehl-i fetretin put-perestliğinin daha fecî bir sûrete giren sûret-perestliğinin kökü kesileceğini, bize ilân ediyordu.

Bu ilân, ümmet-i merhume-i Muhammediyeye, pek güzel ve pek hayırlı bir fütûhâtı hazırladığını hatırlatarak, mahzûn kalblerimizi şenlendirmiş, ağlayan yüzlerimizi güldürmüş, gamnâk çehrelerimize beşâşet serpmişti. Dimağımızda Asr-ı Saâdetin o câzibedâr hayatını canlandırmış, güyâ mâziyi istikbâle çevirerek, bir müddet o âlemlere ve o nezîh rûhlu, ulvî düşünceli insanlar arasında yaşatmıştır.

Sâniyen: Lafza-i Celâlin mânidâr ve münâsebetdâr tevâfukâtını temâşâya koyulduk. Bu tevâfukât, ihtiyarsız nazarımızı kendisine çeviriyordu. İrâe edilen kısımlar ve tevâzün ettirilen adedler, o kadar şirin idi ki, okurken kalbimize serinlik, dimağımıza bir inkişaf, rûhumuza bir gıdâ veriyordu...

Vaktimizi artırmak için, yan yazı ile yazılan Kur'ân-ı Kerîm’in 15’inci sahifesine kadar 7-8 adedler tevâfukâtını muhâfaza ederek, 51 defa gelmesi, mektûbun nihâyetini asel (bal) ile bağlıyordu. Ne kadar garîbdir ki, bu rakamların hem yazılmaları birdir, hem sırada kardeşlikleri birdir ve hem de sahifede gösterdikleri rakamla tevâfukları birdir.

Ey sevgili Üstad! Cenâb-ı Hak sizden çok râzı olsun, yeni yeni meyveler ve fâkihelerle teğaddî sûretiyle takviye-i ezhâna, hem de def'-i cû' sûreti ile ızdırâblarımızı teskine vâsıta oluyorsunuz.

Husrev ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.