► (290) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Umumunuzun hesabına Tahiri’yi gördüm ve kendi hesabımıza da, umumunuza tam bir Said ve canlı bir mektûb olarak gönderdim. Ve Sandıklı’dan Edhem Hoca ile Mustafa Hoca bugün geldiler, Nurlu vazifelerine gittiler.
Sâniyen: Hulûsî Bey kardeşimiz Zülfikàr ve Sirâcü'n-Nur’u ve sonra Sikke-i Gaybiye’yi istiyor. Nur santralı Sabri muhâbere etsin, göndermeye çalışsın.
Sâlisen: Risale-i Nur kendi kendine, hem dâhilde, hem hàriçte intişar edip fütûhât yapıyor. En muannid dinsizleri de, teslîme mecbur ettiğini haberler alıyoruz. Yalnız şimdilik, bir derece ihtiyatın lüzumu olduğuna, hususan –Beşinci Şuâ içinde bulunan– Sirâcü'n-Nur, lâyık olmayan ellere verilmemelidir.
İmâm-ı Ali (R.A.) Risale-i Nur’a, Sirâcü'n-Nur nâmı vermesi ve (Sırran tenevveret) demesiyle işâret ediyor ki, Sirâcü'n-Nur perde altında daha ziyâde tenvir edecek, diye bir işâret-i gaybiye telâkki ediyoruz.
Umumunuza selâm ederiz.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
