İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 79 / 348
79

buyuruyorsunuz. Biz de “Fehimtü ve sadakte” diyerek mukàbele ediyoruz. Duâ ve salavât ile bu kudsî seyahate nihâyet veriyorsunuz.

İbraz buyurduğunuz pek àlî şefkatten yüz bulan muhtaç ve âciz talebeniz, Üstadının nazarını başka tarafa çevirecek bir suâle cür'et eylediği için “Gel haydi, Harem-i Şerîf’e girelim. Oranın bugünkü hâlini ve esbâbını biraz anlatayım.” demek nev'inden olan Yirmisekizinci Mektûbun Altıncı Mes'elesini de okudum. Çok istifade ettim. Allah sizden râzı olsun.

Hulûsî ∗∗∗

► (092) ◄ Hulûsî Bey’in fıkrasıdır

(Hulûsî Bey’in fıkrasıdır)

Bu defa lütûf ve inâyet buyurulan, Yirmisekizinci Mektûbun Yedinci Mes'elesi’ni hürmetle aldım. Ta'zîmle ve defaatle mütâlaa ettim. Ayrıca bir defa yeni talebeniz Hâfız Ömer Efendi’ye ve bir defa pederim ve eski hocalarımdan İbrahim Efendi ve bir dostumuza ve bir defa da Fethi Bey’e okudum. İnşâallâh yine okur ve okuttururum. Bu mübârek mektûbunuzla, başta şu bîçâre olduğu hâlde, dinleyenlerin ahvâl-i âhire dolayısıyla kalblerinde hâsıl olan manevî yaraya çok mükemmel ve münâsib bir merhem vurdunuz. ﴾ لاَ تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ ﴿ nass-ı celîlini hatırlatarak, Allah’ın lütfuna ve Habîb-i Ekrem’inin (A.S.M.) rûhâniyetine, Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân’ın مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلَى قِيَامِ السَّاعَةِ devam ettiğine şübhe kalmayan, i'câzına dehàlet ve hakîki sabırla bu acılara mukàbele ederseniz, inşâallâh yakın ve nurlu istikbâle mazhar olursunuz, gibi hakikaten pek azîm bir müjde vermiş oldunuz. Bîçâregân-ı ümmete, İzn-i İlâhî ile beyân buyurduğunuz i'câz-ı Kur'ân hürmetine, Allah-u Zülcelâl, muhterem Üstadımızdan ebeden râzı olsun. Ve Hazret-i Kur'ân hesabına intizar buyurduğunuz ümîdlerinizi, an-karîb, mübeddel-i hakikat ve mü'minlere de selâmet-i îmân tevfik buyursun, âmîn.

Yirmisekizinci Mektûbun Yedinci Mes'elesi’ni almazdan evvel, mübârek Sözler’le alâkadar olmayan zevâta, defaatle Üstadım, altı-yedi seneden beri şöyle buyurmaktadır: “Kur'ânın sûrları yıkılmıştır. Bütün hücumlar Kur'ânadır. Îmânı kurtarmak zamanıdır...” İşte yavaş yavaş bu beyânâtın sıhhati, her gözü ve aklı olan mü'min tarafından tasdik edilecek hâdisât zuhûr etmektedir, diyordum. Bu mektûb, bu bîçâre talebenizin Üstadının emirlerini tebliğde sâdık olduğunu isbât etmekle beraber, evvelce de arz ettiğim vechile, mektûbları almazdan evvel hâtırıma gelen,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.