mübârek Mu'cizât-ı Ahmediyeye, o yedi nev' hurma mârifetullâha ve resâil-i tevhide işâret var; elbette bu mâ-i zemzem dahi, âb-ı hayatın mâ-i zemzemesini kâinâta dağıtan Kur'ân-ı Mübîn’in menba'ı ve birinci mahall-i nüzûlü, bi'r-i zemzeme civarı olduğundan Yirmibeşinci Söz olan İ'câz-ı Kur'âna işâret vardır. Ve alâmet-i makbûliyet olarak telâkki ediyoruz.
Said Nursî ∗∗∗
► (213) ◄ Hulûsî Bey’e yazılmıştır
(Hulûsî Bey’e yazılmıştır)
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Suâl: İmâm-ı Gazâlî’nin “Neş'e-i uhrâ neş'e-i ûlâya bütün bütün muhâliftir.” demesinin sebebi?
Elcevab: Hüccetü'l-İslâm İmâm-ı Gazâlî’nin, neş'e-i uhrâ, neş'e-i ûlâya bütün bütün muhâliftir demesi, mâhiyet ve cinsiyet itibariyle değildir. Çünkü, ﴾ يُحْيِى الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ ﴿ ve ﴾ هُوَ الَّذِى يَبْدَؤُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ ﴿ gibi çok âyetlerin sarâhatine muhâlif olur. O muhâlefet, keyfiyet ve sûret itibariyledir. Hem de umûr-u uhreviyenin mertebece fevkalâde yüksek olmasına işârettir. Hem de Gazâlî’nin haşr-i cismânî ile beraber haşr-i rûhâninin dahi vukû' bulmasına –bazı ehl-i bâtına taklid ve mümâşât cihetiyle– bir işâretidir.
Suâl: Sa'd-ı Taftazanî, biri hayvanî diğeri insanî olmak üzere rûhu ikiye taksim ettikten sonra, “Mevte ma'rûz kalan yalnız rûh-u hayvanîdir, rûh-u insanî ise mahlûk değildir ve onun ile Allah beyninde nisbet ve sebeb yoktur, cesed ile kàim olmayıp müstakill-i bizzattır.” demesinin sebebi ve izâhı?
Elcevab: Sa'd-ı Taftazanî’nin اَلرُّوحُ الْاِنْسَانِيَّةُ لَيْسَتْ مَخْلُوقَةً demesi; ﴾ قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبِّى ﴿ sırrıyla –bekà-yı rûh bahsinde beyân edildiği gibi– rûhun mâhiyeti, zîhayat bir kanun-u emr, zîşuûr bir âyine-i ism-i Hayy, zîcevher bir cilve-i hayat-ı Sermedî olduğundan mec'ûldür. Bu cihetle, mahlûktur denilemez. Fakat Sa'd, Makàsıd ve Şerhü'l-Makàsıd’da, bütün muhakkìkîn-i İslâmın icmâına ve âyât ve ehâdîsin
