Bedreddin’in okuduğu herbir harf-i Kur'ânın, on sevâbdan tut tâ bine kadar uhrevî meyveleri vardır. Hem vâlidesinin defter-i a'mâline, hem hoca ve Üstadının defter-i a'mâline dahi o sevâblar kaydolunur.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
► (274) ◄ Husrev, Üstadının kendi hakkında hiddetini zannedip, bir mes'eleye dair, müteessiren yazdığı mektûbundan bir fıkradır
(Husrev, Üstadının kendi hakkında hiddetini zannedip, bir mes'eleye dair, müteessiren yazdığı mektûbundan bir fıkradır)
Sevgili ve Kıymetdâr Üstadım!
Mektûbunuzun mütâlaasından mütevellid teessürâtım arasında, kalbime çok havâtır hutûr ediyordu. Her tarafı ve her hâli kusur ve ayıpla dolu talebeniz, sevgili Üstadının ayaklarının altına varlığını sermişti. Belki her gün, bu şiddetten daha büyük bir şiddetle muâmele görse ve hattâ Üstadı uğrunda, yüzbin hayatı olsa hepsini bile vermeye bilâ tereddüd hazır olduğunu, sûrî değil, kalbî bir itirafla müheyyâdır.
Mücrim talebeniz senelerden beri Hàlık’ından bir hâmî istiyordu. Baştan aşağıya kadar siyahlıklarla dolu olan defter-i a'mâlim tedkik edilse, bu hususta ne kadar tazarru ve niyâzım vardır ve ne kadar gözyaşlarım bulunacaktır. Kur'ânî hizmet uğrunda, arzın sekenesi kadar hayatım olsa, herbirisini fedâ etmeyi, ne büyük saâdet ve şeref kabûl etmişim.
Ey sevgili Üstadım! Ey kıymetdâr Hocam! Ey senelerden beri aradığım muhterem mürşidim! Ey azîz dellâl-ı Kur'ân!
Izdırâblarımın sürûra inkılâb etmekte olduğunu hissediyorum. Uzakta olanın kusuru görülmez, tokat yakında olana vurulur. Kalbim bu cümlelere (Hâzâ min fadli rabbî) diyor. Fakat dimağımdan silinmeyen bir şey varsa, o da azîz Üstadımın elemlerine iştirâk etmek idi.
Muhterem mürşidim! Kimin haddi var ki, risalelerin birisine el uzatsın veyâhut bir sahifesine dil uzatsın veyâhut bir cümlesini tenkid etsin veyâhut bir kelimesine, hattâ bir harfine ve belki bir noktasına i'tirâzda bulunsun. Bilâ istisna her ferd istihsân ederken, böyle bir şey yapmak için, bu cür'eti kimden alayım...
Yok, sevgili Üstadım müsterih olunuz. Senelerden beri çekmekte olduğunuz, kal'a-bend cezasından pek şedîd azâbınıza, bir başka ve mühim elem katılmasına tarafdâr olanlara, bir parça meyletmek şöyle dursun,
