Yirmiiki ise: Bürhânlarıyla, lem'alarıyla insan olanın akàid-i diniyesini tahkîm ve tarsine emsâlsiz bir rehber bulunduğunu arz ederim efendim.
Sabri ∗∗∗
► (050) ◄ Şu fıkra Husrev’in mektûbundandır
(Şu fıkra Husrev’in mektûbundandır)
Sevgili ve Muhterem Üstadım,
Sözler’inizin (yani Risalelerinizin) herbiri birer deryâ-yı azîmdir. Sözler’inizden pek çok feyiz alıyorum. O kadar ki, okudukça tekrar etmeyi istiyorum. Ve tekrarında duyduğum İlâhî bir zevki ta'rif edemeyeceğim. Bugün Sözler’inizden değil hepsini, bir tanesini alan insaf ile okursa, hakkı teslîme ve münkir ise gittiği yolu terke, fâsık ise tevbeye mecbur olacağına kat'iyyen ümîdvârım.
Husrev ∗∗∗
► (051) ◄ Şu fıkra Re'fet Bey’in mektûbundandır
(Şu fıkra Re'fet Bey’in mektûbundandır)
Sözler’iniz mürşidâne ve çok yüksek olduğundan gayet dikkatli ve tahlil ederek okunmak icâb ediyor. Serdeylediğiniz delâil-i akliye ve mantıkıye o kadar tatlı ve hayret-bahştır ki insan okudukça okuyor ve nâmütenâhî bir zevk-i manevî hissederek hiç elinden bırakmak istemiyor. Bu sebeble bir defa okumak kâfî değil. Hepsi yanında bulunup dâima okumalıdır.
Re'fet ∗∗∗
► (052) ◄ Şu fıkra dahi Sabri Efendinin mektûbundandır
(Şu fıkra dahi Sabri Efendinin mektûbundandır)
Üstadım Efendim!
Şu kıymetli elmaslar, Cenâb-ı Hak’tan Habîb-i Zîşanına gönderilen Şecere-i Tûbâ’nın nâmütenâhî semereleri olduğunu ve bunların emsâli gibi bînazîr mücevherâtın ihrac ve teşhîri zamanını bulup sergi-i Rabbânîye ve Muhammediyeye vaz' eden zât-ı üstadânelerine şu dakikada kàsır aklım ve isti'dâdsız lisânımla şöyle duâlar ediyorum:
اَللّٰهُمَّ احْفَظْ مُؤَلِّفَ هٰذَا الدُّرِّ الْيَكْتَا الَّذِى هُوَ مَوْسُومٌ بِرِسَالةِ النُّورِ وَاَعْطِ قَلْبَهُ (وَقَلْبَ صَبْرِى) اَلَّذِى هُوَ مَمْلُوءٌ بِالْحَقَائِقِ وَالْاِبْتِهَاجِ وَالسُّرُورِ آمِينَ
Sabri ∗∗∗
