► (137) ◄ Âsım Bey’in fıkrasıdır
(Âsım Bey’in fıkrasıdır)
Bu Risale Fihristesi, hakikaten menba'-ı Nur ve mecma'-ı hakikattir. Elhak Nur fihristeleridir. Şöyle söyleyebilirim ki: Otuzüç Söz, Otuzüç Mektûbun herbiri, feyezânda olan birer menba'-ı Nur-u hakikat ve gülistan-ı bağ-ı cinandır. Binâenaleyh bu müteaddid güller bağının herbirisinden müteaddid güller koparıp dört kısım üzerine güller demeti yapılmış gibi vücûda getirilmiş bir eser-i cihan kıymet olduğuna kanâat ettim. Bu Fihristeleri okumak, herhalde ve behemahâl Söz ve Mektûblar risale-i şerîfenizi görmek, okumak, yazmak için insanı iştiyak ve gayrete sevk ediyor ve şiddetli kamçılıyor.
Fakirce noksan olan risale-i şerîfelerin hangisini evvelâ yazayım? Çünkü herbiri birbirleriyle nur ve hakikat müsâbakasına çıkmış diye, mütelâşî ve heyecanlı bir vaziyetteyim. İnşâallâh –duâ-yı üstadâneleriyle– kâffesini yazarım. Şurasını da arz etmek isterim ki; Sabri Efendi kardeşimin ilhâhı ve Zât-ı üstadânelerinin ilhâmı ile Fihristelerin te'lifi, çok musîb ve hayırlı, hem hadsiz hakikatlere anahtar olmuştur...
Cenâb-ı Hak, sevgili Üstadımızı âfiyette dâim, ömürlerine bereket ve herbir umûrunda muvaffakıyet ihsân buyursun da, pek çok zamanlar başımızda tâc-ı zafer olarak taşıyalım ve Hizmet-i Kur'ânda çalışalım, yorulalım, yol alalım. Ve cümle mü'minîn de istifade etsin ve ehl-i bid'a ve mülhidlerin de başları yere gelsin.
Talebeniz
Âsım (R.H.) ∗∗∗
► (138) ◄ Kuleönü’nden Sarıbıçak Mübârek Mustafa’nın kardeşi Küçük Ali’nin fıkrasıdır
(Kuleönü’nden Sarıbıçak Mübârek Mustafa’nın kardeşi Küçük Ali’nin fıkrasıdır.)
(Bulunduğumuz asrın yaralılarından, manevî doktora muhtaç bir gencin fıkrasıdır)
Azîz, Şefkatli, Muhterem Üstadım!
Bulunduğumuz asır, manevî seferberlik (harb) zamanı olduğundan, vücûdumdaki yaralara baktıkça, yaralar gitgide daha fazlalaşmakta iken.. bir gün işittim ki, “Sağdan sola geçiniz!” diye ilân ediyorlar. Ve otuziki harfin birkaç adedini gâib edip ilân edince öyle bir yara daha açıldı ki; evvelki yaraları unutturdu. Nasıl ki nass-ı Kur'ânda
﴿ اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَٓا آتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَدًا ﴾
