ediyoruz ve edeceğiz. Öylelerin duâsı makbûldür, bana duâ etsin. Hoca Abdurrahman ile Fethi Bey, ikisi, hàs talebelerin dâire-i duâsı içinde duâda kazancıma hissedardırlar. İkisi bana duâ etsinler. Eskide benim Ömer isminde talebem vardı; senin şimdiki orada Ömer Efendi ona duâda arkadaş olmuştur.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz Mirzazâde
Said Nursî ∗∗∗
► (249) ◄
Yirmidokuzuncu Mektûbun Dördüncü Kısmı hem uzundur, hem bir tek nüshadır. Bu defa gönderemedim. O kısım doğrudan doğruya i'câz-ı Kur'ân’ın bir âyinesidir ve çok da mühimdir. Otuzsekiz sahifedir. Başta Sabri, Süleyman, Husrev, Bekir, Tevfik, Gâlib sizlere selâm ederler.
Ondokuzuncu Mektûb’un Dördüncü Cüz'ünü, Onbeşinci Nükteli İşâret’e kadar tashih ettim. Acele göndermek lâzım geldi, vakit bulamadım, tam tashih edeyim. Sen evvelâ Onbeşinci Nükteli İşâret’ten sonra, kendi nüshanızla mukàbele edip tashih ediniz, sonra tebyiz ediniz.
Yirmisekizinci Mektûbun Yedinci Mes'elesinde, acîb bir tevâfuk görüldü, şöyle: İki sahife baştan başa, yalnız baştaki satır müstesnâ, yirmidokuz satır şuûr ve ihtiyarımızın haricinde, bütün (elif) gelmiş. Bu bütün (elif) Yirmisekizinci Mektûb’dan Yirmidokuzuncu Mektûb’a ehemmiyetli bir işâret-i gaybiyedir, diyordu. Sonra nümûnesini size göndereceğiz.
Said Nursî ∗∗∗
