İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 62 / 348
62

Üstad-ı azîzim! Bazen Nurları düşünüp, hakikaten pek çok hakàik ve hikmetleri ihtiva ettiklerini görüyordum. Yalnız şu şehr-i rahmet ve mağfiretin ibâdâtından olan sıyâma ait bir mevzû açılmadığını görerek, Üstadıma bir arîza takdim etsem ve otuz günden ibaret olan Ramazan-ı Şerîf’e ait Otuzuncu Mektûb olmak üzere, bir niyâzda bulunmak emelinde iken, bir sebebe binâen şu arzumdan ferâğat ettim.

İşte bu defa Külliyat-ı Nur’dan mebhus-u anhâ risale, bu abd-i âcize hitâben; “Senin kalbindeki hafî bir arzu ve hissin, bizim levha-i manevîmizde gayet büyük harflerle yazılıdır ki, işte is'âf edildi.” tarzında bana ihsân buyuruldu. Fakir de, rûhumun mühim bir ihtiyacını te'min eden, binler hikmet ve müjdeli Ramazaniye’yi alarak, Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân’ı inzâl edene secdeler ve Nurlar dellâl-ı âlişânına hadsiz teşekkürler ile, borçlu olduğum duâ-yı fâzılânelerine müdâvim bulunduğumu arzeylerim Efendim Hazretleri.

Sabri ∗∗∗

► (071) ◄

Ey Üstad!

Yirmiyedinci Söz, Müslümanları sa'y u gayretin ve bu ulvî dinin hizmetine teşvik ediyor. Bu risale sanki ufukta bir hedef, ehl-i îmân için de bir rehber.

Evet bu söz, kalbler içinde bir iştiyak, iştiyak içinde bir nur olmuş. Otuzüçüncü Mektûb ise otuzüç penceresiyle beraber, hakikat mâyesiyle yoğrulmuş bir varlık... Bu kıymetli eser ulviyet ve kudsiyet içinde, kuvve-i idrakiyesiyle hissiz beşere hassâsiyet ve gaflet perdelerinden hakikati görmeyen nazarlara kuvvet; hak-perest ehl-i îmâna ise ulviyet bahş ediyor.

Hadsiz ihtiyaçlara düşen, zâhire aldanarak maddiyâta saplanan ve kendini lâkaydlık içinde ye'se düşüren zavallılar, bu mukaddes eserin kàri'i olsunlar, anlasınlar ki, nereye giderlerse, nereye bakarlarsa bir Hàlık-ı A'zam’ın, bir Rahîm-i Rahmân’ın dâiresinden, hududundan, kanunundan ve idaresinden harice çıkamazlar. Her mevcûdiyet, her vâkıa, her tahavvülât, her inâyet, her iltifat bir Kadîr-i Zülcelâl’in yed-i zabtındadır.

Demek oluyor ki, en ufak bir zerrede –Sâni'i ilân ettiği cihetle– koca bir kâinâtın saltanatının küçük nümûnesi mevcûddur, denilebilir.

Zekâi ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.